Kişisel Gelişim

 

Erkek Karakterleri

Nil Gün


-İnsan kurallara sığmaz!

 

Erkek karakterlerinin dikey sütununda yer alan Baba ve Ebedi Çocuk, birbirinin zıttı olup kişilerin insanlarla olan ilişkilerini etkileyen iki karakterdir. Yatay sütunda yer alan Savaşçı ve Filozof ise yine birbirinin zıttı iki karakterdir ve kişinin hayatla ilgili temel değerlerini oluşturmasında etkilidir.

BABA

Ferhat bir şirketin müdürü. Çalışanlarının hakkını koruduğu için şirket çalışanları tarafından çok sevilen biri. Sıkça çalışanları ve aileleri için piknik ve moral geceleri düzenlemesiyle ünlü.

Sinan bir tefeci. Kabadayılığı ve acımasızlığı ile eline düşen iş adamlarına hayatı zindan ediyor. Üniversite yıllarındaki "vukuatlarıyla" övünen bir milliyetçi.

Caner henüz on sekiz yaşında. Hem okula gidiyor, hem çalışıyor. Babası öldüğü için annesi, küçük kardeşi ve yaşlı halasına bakma sorumluluğu onun genç omuzlarında. Onlara iyi bir gelecek ve güvence verebilmenin en büyük hayali olduğunu söylüyor. Ailenin maddi imkanları kötü olmamasına rağmen, Caner çoğu yaşıtları gibi yaşamak yerine önce sorumluluklarını bilmesi gerektiğini söylüyor.

O, Zeus. Tanrıların tanrısı. Annesi Rhea ile birlikte babası Cronos'u tahtından indiren tanrı. Gökyüzüne hakim olarak kardeşi Hera ile evlendi. Birçok tanrıça ve fani ile ilişki yaşadı. Gücü, vizyonu ve kararlılığı ile herkesi kendine boyun eğdirdi.

Tıpkı Anne gibi Baba da kimlik ve doyumunu himayesindeki insanları koruma ve kollamada bulur. Bekar ve çocuksuz bir Baba da olsa hiyerarşik konumda kendisinin altında ve sorumluluğunda olan kişileri korumayı ve onların ihtiyaçlarını karşılamayı bir görev bilir. Bu kişiler, aile üyeleri, öğrencileri, hastaları, çalışanları, cemaati ya da sorumluluğunu üstlendiği herhangi biri olabilir.

Aile reisi kavramını icat eden onlardır. Kendisine düşen liderlik görevinden hoşlanır. Lider olmak istemesinin amacı güce düşkün olmasından ya da güce tapmasından kaynaklanmaz. Güce düşkün Savaşçı karakterinden farklı olarak Baba, gücü, güçlü olmak adına değil, koruması gerektiğine inandığı kişileri daha iyi koruyabilmek için ister.

Mitolojideki tanrıların Tanrısı Zeus ya da semavi dinlerdeki Tanrı Baba imgesi, bu karakterin koruyucu kollayıcı ve güçlü yanının sembolüdür. O daima kullarının (cemaatinin) yanındadır. Onları korur, yardımına koşar ve ihtiyaçlarını karşılar. Mafya babaları da kendi grubunda olan üyeleri aynı şekilde korur ve ailelerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılar. Boşuna baba lakabını almamışlar.

Ama Baba'nın gazabı da büyük olur. Özellikle kendisine itaat edilmezse. Kendi görevi bildiği konularda disiplinlidir. Aynı disiplini başkalarından da bekler. Kendinden üstün konumda olanlara itaat eder ama kendinin alt konumunda gördüğü kişilerden de itaat bekler. Hiyerarşik yapılanmaları savunan dinsel, askeri, devlet veya iş kumrularının tepesinde genellikle Baba/Savaşçı karakterindeki insanlar oturur. Baba'nın yolu daima en iyi yoldur. O bir şeye karar verdi mi artık üzerinde tartışmak yersizdir. Zaten amacı da himayesindeki insanları en iyi şekilde korumaktır. Baha'lar en doğruyu bilir. Tıpkı Anne'ler gibi.

Gelişkin olmayan Baba bir diktatöre, astığım astık kestiğim kestik birine dönüşebilir. Ama gelişkin Baba katı ve otoriter olmak yerine yol gösterici, şefkatli ve yumuşak yürekli ve koruduğu kişilerin ihtiyaçlarını gözeten duyarlı bir Baha'dır.

Kendisinden yardım istenmesinden hoşlanır. Ama kendisi yardım isteyemez. Başkalarının yardımına ihtiyaç duymak ona ağır gelir.

Sorumluluk üstlenmekten hoşlandığı için çocuklarının kazanmasını istediği ilk özellik, onların sorumluluk sahibi olmayı öğrenmesidir. Bunu başarabilmeleri için de çocuklarının evden ve annelerinden uzaklaşarak hayatı öğrenmelerini sağlamaya olanak tanır. Maddi imkanları olsa da çocuklarının bir eli yağda bir eli balda hazırlop yaşamasına izin vermez. Çocuklar yetişkinliğe hazırlanmalıdır. Sorumluluk ve hayata hazırlanmak onun için çok önemli olduğundan bazen çocuklarının hobilerine ya da yaşları icabı katılmak istedikleri aktivitelere katılmasına izin vermez. Bu da çocukları tarafından otoriter ve bunaltıcı bir tavır olarak algılanabilir.

Gelenek ve göreneklerin koruyucusudur. Düzenin değişmesinden hoşlanmaz. Kendi çocukluğunda büyüklerinden ne gördüyse aynı değerleri çocuklarına öğretmek ister. Doğru yol her zaman yapılan ve bilinen yoldur. Muhafazakardır ve içinde yaşadığı toplumun genel ahlak kurallarına önem verir. "Biz ailemizden böyle gördük" sözünü onlar söyler. Söylemini geleneksel değerler ve kutsal aile kavramı üzerine kurmuş politikacıların hangi karakterde olduğunu düşünüyorsunuz?

Politikada faşizm, dinde fanatizm Baba karakterinin karanlık yüzüdür. Kendinden üst konumdakilere sorgusuz sualsiz itaat etmek, kendinden aşağı konumdakilerden sorgusuz sualsiz itaat beklemek.

Baba için her şey değişmeden devam ederse bu, "güven" anlamına gelir. Sistemin ve hiyerarşik yapılanmaların koruyucusu onlardır. Sistemin gediklerini, yanlışlarını ona gösteren kişilere ve düşüncelere tepki gösterirler. Aynı tepki ailesine ve kolektif toplumsal değerlere yapılan eleştiriler için de geçerlidir. Kendi koruması altında olan kişiler arasındaki yenilikçileri, bağımsız düşünenleri desteklemez. Başkalarının "orijinal" ya da "yaratıcı" bir fikir olarak gördüğü bir düşünce ya da uygulama, onun için "düzen bozucu", "ahlaksız" ya da " zarar verici" olarak görülebilir. Buna rağmen çevresi değişim rüzgarından nasibini alsa ya da kontrolünün dışına çıksa bile görünüşü kurtarmaya, toplumsal normlara uygun görünmeye çalışır.

Tıpkı Anne gibi korumasında olan kişiler onun çocukları ya da tebaasıdır. Bu yüzden başkalarıyla eşit ilişkiler kurmakta zorlanır. Sosyal hayatında da bu geçerlidir. Akrabalar, müşteriler, çalışanlar, hastalar, mensubu olduğu dernek, din, meslek örgütlerinin üyeleri gibi "resmi" ve "konumsal" ilişkilerinin gerektirdiği birliktelikler onun sosyal hayatını oluşturur.

Gelişkinlik ölçüsüne göre doğal lider de, diktatör de Baba karakterinden çıkar.

Çocuğu olmasa da Süleyman Demirel'e neden "Baba" lakabını yakıştırdılar dersiniz? O koltuğuna mıhlanmak isteyen bir Baba... ve Savaşçı.

Karakterlere göre kadın-erkek ilişkilerine daha sonraki bölümlerde değineceğiz ama Baba uyumlu bir evlilik için genellikle Anne karakterinden bir kadınla evlenmeyi ve çocuk yetiştirmeyi tercih eder. Doğal olarak Anne ve Baba birbirine çekilir. Çünkü ikisinin de hayata bakışı ve sahip olduğu değerler uyumludur. Eşlerin birbirlerine hitabı bile konumsaldır. Eşleriyle ilgili konuşmalarda kocam, karım, bizim Bey, bizim Hanım gibi evlilik kurumunun konumsal ifadeleri kullanılır. (Bu tür kavramların zihnimizde hukuksal karşılıkları vardır. Bizi bu hukukun içinden ilişki kurmaya zorlar. Bize hiyerarşik ilişkideki yerimizi hatırlatır.) Hatta eşlerine Ahmet Bey, Ayşe Hanım diye hitap edenler bile vardır. Muhafazakar Anne ve Baba'ların evliliği içinde yetişen çocukların anne babalarına siz diye hitap etmeleri sıkça rastlanan bir durumdur. Mesafe daima korunmalıdır.

Boşandığı karısının yanında erkek sinek uçmasına tahammül edemeyen erkek tipi de, "O, çocuğumun anası" diyerek eşini yücelttiğini düşünen erkek tipi de Baba karakterindedir. Hayatlarının ikinci yansında Anne ve Baba, çocuklar yuvadan uçtuktan sonra eğer ikinci karakterlerini hayata geçirmezlerse ya da Anne ve Babalıklarını devam ettirebilecekleri bir ortam bulamazlarsa bunalım kaçınılmazdır.

EBEDİ ÇOCUK

Tuna, babasının deyimiyle "hiçbir baltaya sap olamayan biri", son kız arkadaşının ailesinin "kızın başını boş bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya" diyerek görüşmesini engellemek istediği yakışıklı ve sevimli 28 yaşında bir genç. İyi okullarda okumuş ve Amerika'da master yapmasına rağmen, babasının ona bulduğu işlerin hiçbirini beğenmiyor, aile zoruyla girdiği işlerde de ancak kısa süre barınabiliyor. Ve hala ana baba parası yiyerek gününü gün etmekle meşgul. Kısa süre çalıştığı yerlerdeki patronlarının hepsinin de onun değerini anlayamayacak kadar aptal olduğuna inanıyor. Bu kadar yakışıklı ve ailesinin zengin olmasına rağmen kızların da onu kısa sürede terk etmesine bir anlam veremiyor. Kızlar da aptal.

Cem, dindar ve tutucu bir aileden, ailenin onaylamadığı politik görüşlere sahip olduğu için evden erken ayrılmak ve hayatını taştan çıkarmak zorunda kalmış orta yaşlı bir adam. Sakin, güler yüzlü ve sevecen. Bu yaşına kadar otuz küsur farklı işte çalıştığını söylüyor. Hayatının aşkını bulduktan sonra hem iş kurdu, hem çılgın eşiyle birlikte her türlü serüvene atılmaya hazır. Cem'in herkes tarafından en saygı ve hayranlık duyulan özelliği sorumlu, adil, bütünsel ve derin yaklaşımı oluyor.

Gökberk evli, iki çocuklu ve iş sahibi. Yanında çalışan insanlar onun özgürlükçü yaklaşımından ve esnek iş saatlerinden ve birlikte sıkça eğlenmeye gitmelerinden de memnunlar. Gökberk 20 senelik evliliği süresince yüzü aşkın kadınla birlikte olduğunu arkadaşlarından saklamıyor. (Çapkınlıkları eşinin kulağına geliyor ama eşi, bunca yıldır bilmezden gelmeyi seçiyor.) Kadınların kısa bir macera yaşamaktan keyif alacakları eğlenceli, neşeli ve entelektüel bir erkek.

Bu üç erkek de Ebedi Çocuk.

O, bir Eros. Afrodit'in oğlu. Aşk ve ilişki tanrısı. Okunu fırlattığı herkes aşık olur. Ama kendisi de kendisinin tanrı olduğunu bilmeyen Psyche'ye aşık oldu. Psyche, mum ışığının aydınlığında yüzünü gördüğünde, onu terk etti. Pyche, Annesi Afrodit'in dört basamaklı zor testinden geçtikten sonra tekrar sevgilisine kavuştu. O, sevgilinin kendisine kavuşma çabasında Psyche'ye yardımcı olmadı.

O, bir Dionysus. Zeus ve Semele'nin oğlu. Zeus'un tanrı doğasını bilmek istediği için doğmadan önce yıldırım çarpmasıyla cezalandırılarak öldü. Ama yine Zeus tarafından kurtarılarak Zeus'un kucağında büyüdü. Şarap, haz ve aşırılık tanrısı. Bize çılgınlık olmadan kazanılan bir sağduyunun olamayacağını söyleyen sefa tanrısı.

Hani şu ilk anda karizmasıyla ve sevimliliğiyle size çok sempatik ve esprili gelen çocuk erkekler vardır. Hani şu girdikleri ortama neşe ve coşku saçan erkekler. Tamam, her zaman neşe saçmasalar da sevimli olduklarım kabul edelim. En azından ilk tanışmada öyle. İnsanlar üzerinde olumlu etki bırakır.

Ebedi Çocuk, kimlik ve doyumunu kimlik ve doyum arayışında bulur. Arayışın kendisidir ona keyif veren, bulmak değil. Bu arayıştan da asla yorulmaz. Zıttı karakter olan Baba, kimliğini geleneksel ve çoğunluk tarafından kabul gören değerler üzerine oturtmuşken, Ebedi Çocuk kimliğini herkesten farklı olmakta bulmaya çalışır. Çevresindeki insanların beklentileri ve değerlerinden ne kadar uzaklaşırsa kendisini o kadar farklı hisseder.

Ebedi Çocuk, kadın ya da erkek ayırt etmeksizin birçok insanla eşit ilişkiler içinde olmak ister. Hiyerarşik ilişkiler onu boğar. Baba, baba olduğunu bilir ama Ebedi Çocuk kadın ya da erkek fark etmeksizin kendisini bulmak için ilişkilerin aynalığına ihtiyaç duyar. Her ilişki yeni bir deneyim kapısıdır. Yeni ilişkilere kapısı her zaman açıktır.

Tüm diğer karakterlerden daha serüvenci bir ruhtur. "Bu hayat benim hayatım. İstediğim gibi yaşama hakkına sahibim" der. Kapalı bir toplumda yaşayan, evini hiç terk etme imkanı bulamamış bir Ebedi Çocuk bile kendi muhitinde yine de farklı yaşamaya çalışır. Yeni projelere, yeni fikirlere, yeni hobilere, yeni arkadaşlıklara daima açıktır.

Gelişkin bir Ebedi Çocuk açık fikirli ve yeniliklere kolaylıkla adapte olabilme yeteneğiyle bulunduğu ortama çok şey katar. Daima daha iyi fikirler peşinde olduğu için iş ya da sosyal ortamına tazelik ve canlılık getirir. Uzak diyarlarda gönüllü olarak yardım demeklerinde çalışan onlardır. Araştırmacı özellikleriyle turizm ve tur rehberliği gibi alanlarda, yaratıcılık gerektiren işlerde çalışan genellikle onlardır. Onlara değişik fikirler üretmeleri için olanak sunun ama asla önceden belirlenmiş saatler arasında çalışmaya zorlamayın.

Büyük ve hiyerarşik yapılanmaların olduğu işyerleri onu boğar. Büyük şirketlerde kazanacağı para ve unvan yerine küçük bir işletmede özgürce çalışmayı tercih eder. Mümkünse hobisi olan bir aktiviteyi işi haline getirerek kendisinin patronu olmayı tercih eder. Tek başına kimseye hesap vermeden çalışabileceği işleri tercih eder. Ama büyük bir şirkette çalışıyor bile olsa, hobilerine zaman ayırmayı hiç ihmal etmez. İşine ayırdığı zaman kadar hobilerine de zaman ayırır. Büyük şirketlerde çalışan Ebedi Çocuklar şirketin yenilikçileridir. Eğitim bölümünün sorumlusu iseler, şirket eğitimlerinin sadece iş eğitimleriyle sınırlı değil, bireysel gelişim de içermesine önem verirler.

Ebedi Çocuk'a küçük yaşta sorumluluk aşılanmazsa, sorumluluğu çok geç öğrenir. Hiç öğrenmeden de yaşlanan nice Ebedi Çocuk tanıyorum. Bu tür Ebedi Çocuk kendisine uygun bir iş bulmakta zorlanır. iş ya gönlüne göre değildir, ya Özgürlüğünü kısıtlayacak kadar sıkıcıdır ya da onun kendine layık gördüğü işin çok aşağısındadır. Kariyer sahibi olmayı ister ama bir erkek olarak toplum ondan böyle bir şeyi beklediği için. Enerjisini tek bir kariyere odaklamaya hazır değildir. Genç bir Ebedi Çocuk, kız babaları için ideal bir damat adayı değildir.

Bir meslekte belirli bir yere gelmiş ve yaşı olgunlaşmış bir Ebedi Çocuk bile ilgisini çekebilecek yeni bir meslek için gözünü açık tutar. Ekonomik güvenceyi de ailesini de kariyerini de bir serüven uğruna riske atabilir. Gazetelerde bazen 40 yaşından sonra meslek değiştiren kimselerle sıra dışı yaşamlar üzerine yapılan röportajlara rastlarız. "Müfettişti, dans öğretmeni oldu" "Doktorluğu bıraktı, müzisyen oldu" "Bankacılığı bıraktı, diplomalarını rafa kaldırdı ve astrolog oldu" türünden haberlere konu olan bu erkeklerin karakterlerinin Ebedi Çocuk olduğuna dair bir şüpheniz olmasın. Bir Baha'nın doktorluğu bırakıp müzisyen olabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Ebedi Çocuk, genellikle kurallar kendisini kapsamıyormuş gibi davranır. Onun özgürlüğünü ve onurunu koruyacak kendine özgü kuralları vardır. Ama er ya da geç aile ya da işyerinde onu onaylamayan Anne ve Babalarla çatışmaya girer. Gelişkin olmayan bir Ebedi Çocuk, Anne ve Babaların gelenek, düzen ve bilinen yola verdiği değerleri anlayamaz. Ona göre bu tür değerler saçmadır ve özgürlüğü kısıtlayıcıdır. Bu noktada Ebedi Çocuk, en öğrenmesi gereken şeyden kaçar: sorumluluktan. Ebedi Çocuk, hiç büyümeyen bir Peter Pan'dır.

Gönül ilişkilerinde Ebedi Çocuk ile onun dişi versiyonu olan Dost, benzerlik gösterir. İkisi de "sev ve terk et" uzmanıdır. Ama genellikle Dost sevmede, Ebedi Çocuk terk etmede daha uzmandır.

Ebedi Çocuk, ilişki biraz sorunlu hale geldi mi çözüm aramak yerine uzaklaşma eğilimindedir. Bu yüzden de hayatı yalnızlıkla doludur. Çok tanışı vardır ama daima yeni tanışıklıklar peşinde koştuğu için kalıcı ve derin dostluklar kurmaya zamanı yoktur. Dostluk emek, ilgi ve zamanı paylaşarak oluşur. Adres defterleri ilginç birçok isimle doludur ama gerçekten yüreğini paylaşmaya ihtiyaç duyduğu bir anda arayabilecek kimsesi yoktur.

Bir yere ait olma duygusunu hissettiği anda özgürlük tutkusunun onun hapishanesi, kendisinin de bir tutsak olduğunu fark eder. Bu hapishanede yalnızlıktan boğulduğu halde sanki çok arkadaşı varmış gibi davranır, kendinden şüphe eder ama özgüven ondan sorulur. En kötüsü de yalnızlığın batağındayken bile herkesin onu çok sevdiğine dair kendisini kandırmaya devam eder.

Bu kısır döngüden çıkmanın yolu öz sorumluluğu öğrenmekten geçer. Öz sorumluluğu öğrenmezse, kimsenin onun ipiyle kuyuya inmeye cesaret edemediği güvenilmez bir insan haline gelir ne iş, ne aşk ne de evlilik ilişkisinde.

İlişkilerde hep almaya odaklanan bir narsis gibi davrandığı için ilişkiye bir şey katmaya çalışmaz. Başarısızlıkları için başkalarını suçlar, kendi payına düşen sorumluluğu göremediği için de başına gelen talihsizlikleri kendisinin yarattığını kabul etmez. Büyümeyi reddeden Ebedi Çocuk, çok istediği özgün ve özgür birey olmak yerine tipik bir Ebedi Çocuk modeli olarak yaşar ve ölür. Büyümek ve olgunlaşmak öz sorumluluk alabilmenin ifadesidir.

Çok kazandığı ve ünlü olduğu dönemlerde parasını har vurup harman savurarak eğlencede özgürce (sorumsuzca) harcayan, yaşlandığında ve hastalandığında tek odalı bir ücra köşede kimse tarafından hatırlanmadığı için insanları vefasızlıkla suçlayan eski sinema ya da müzik sanatçıları aklıma geliyor.

Zıt karakterde olan Baba ve Ebedi Çocuk'un gelişkin olabilmesi için birbirlerinden öğrenmesi gereken şeyler var.

Gelişkin Olabilmek İçin Baba ve Ebedi Çocuk Neyi Öğrenmeli?

1)      Baba, kendisini kıskaca alan kolektif değerlerle, kendi değerlerini ayırt etmeyi öğrenmek zorundadır. Yoksa liderliği katı, soğuk ve acımasız olarak algılanabilir. Baha'nın, başkalarının değerlerinin kendisinden farklı olabileceğini, başkalarına kendi hayatları üzerinde özgürce seçimler yapabilme hakkını tanımayı ve esnekliği öğrenmesi gerekiyor. İlişkilerde daha rahat olmayı öğrenmiş bir Baha'nın tadına doyum olmaz.

2) Ebedi Çocuk özsorumluluğu, özsorumluluğu, özsorumluluğu öğrenmek zorunda. insanların üzerinde yarattığı ilk olumlu izlenimin hızla olumsuzluğa dönüşmemesi için almayı bildiği kadar vermeyi ve ilişkilere bir şeyler katabilmeyi öğrenmesi gerekiyor. Sorumluluk suçlamanın bittiği yerde başlar.

SAVAŞÇI

İsmail, yanında çalışan insanların kendisinden hayli çekindiği, "böl ve yönet" ilkesini benimsemiş saygın bir iş adamı. İlk eşi öldükten sonra kendisinden çok genç ve çekici bir kadınla evlendi. Genç eşine ayıracak pek zamanı yok ama onu maddi bolluk içinde yaşatıyor. Her zaman şık, bakımlı ve güzel eşi kolunda resmi davetlerde boy gösterdiğinde diğer erkeklerin kıskanç bakışlarını fark ediyor.

Gökhan, bir devlet dairesinde küçük çapta müdür. Ama havasından geçilmiyor. O bir müdür. Onun masasında görünmeyen mürekkeple "burada rüşvet alınır" yazılı. Dokuz çocuklu bir gecekondu ailesinin tek okumuş ve liseyi bitirmiş olanı.

Teoman, on altı yaşında. Okulunun basketbol takımında da, derslerinde de en iyi olmayı kimselere kaptırmayacak kadar azimli. Ne istediğini biliyor. Hayatını şimdiden planlamış olması, o yaşta çocuklarda sık rastlanan bir şey değil.

Bu üç erkek de Savaşçı.

O, bir Ares. Zeus ve Hera'nın oğlu. Romus ve Romulus'un babası olan Savaş tanrısı. Erkekliğin sembolü. Onun erkeklik anlayışı fiziksel aksiyon. Ama toplumu da tehlikelerden koruyor.

Dişi versiyonu olan Amazon'la çok ortak noktalan olan Savaşçı karakteri kimlik ve doyumunu dış dünya başarılarında bulur. Savaşçı amaç odaklı ve iş bitiricidir. Görevi başarmak, oyunu kazanmak, planı uygulamak, alanı fethetmek, ödülü elde etmek onun amaçlarıdır. Mücadeleden ve savaşmaktan çekinmeyen rekabetçi bir yapısı vardır. Başarı için kullandığı terimler genellikle savaş terimleridir. Çarpışmak, fethetmek, hücuma geçmek, rakibi alt etmek gibi. Kendisinin tam zıttı karakter olan Filozofun enerjisini tüketen rekabet, Savaşçı'nın yeteneklerini ortaya çıkarmasını sağlayan yakıttır. Rekabet ona enerji verir. Etrafında olup biten karmaşa ve uyumsuzluktan kolayca etkilenmeyecek kadar soğukkanlıdır. Çünkü enerjisi insanlara değil, hedefe yöneliktir.

Savaşçı, öncelikle toplumda, iş hayatında kendi yerini bulmak ister. Yirmili otuzlu yaşlarda kız babalarının damat olarak istedikleri, toplumun en çok onay verdiği karakterdir. Erkek dediğinin önce sağlam ve iyi gelir getiren bir mesleği olmalı. Ama psikolojide A tipi denilen bu erkeklerin çoğunu orta yaşlarda kalp krizi bekler. Gelişkin Savaşçılar alanlarında devrimcidir. Politikada sıklıkla rastlanan bu karakterin gelişkini dünyaya barış getirebilecek kadar güçlüdür. Tıpkı Baba gibi hiyerarşik yapılanmadan hoşlanan Savaşçı'nın Baha’dan farkı güç sahibi olmanın onun amacı olmasıdır. Herhangi bir organizasyonda gücün nerede olacağını hemen fark ederek, amacı doğrultusunda güç merkeziyle işbirliği yapma yoluna gider. Onun için para kadar unvan ve konum da önemlidir. Başkalarının fikirleri ve değerleri genellikle proje ve mücadele kadar önemli değildir. Gelişkin olmayan bir Savaşçı için hedefin önüne çıkan insanları ve fikirleri ezip geçmek sıradan bir olaydır. Başkalarının bundan nasıl etkilendiği pek de önemli değildir.

Odaklanabilme gücü onun en güçlü yanıdır. Dünya Gandhi gibi Savaşçılardan çok şey öğrendi ama Hitler gibi Savaşçılardan da çok çekti.

İş hayatında üst pozisyonlarda sıkça rastlayacağınız Savaşçıların öncelikle kazanması gereken şey insan ilişkilerindeki duyarlılıktır. Şirketlerdeki "İnsan Kaynaklan" kavramını bulan da büyük olasılıkla bir Savaşçı'ydı. Petrol, enerji, insan... Kaynak kaynaktır. Bir özne değil. İnsan denilen kaynağın yararlılığı bitince limon gibi sıkılıp atılabilir. Bireysel gelişim ve insan ilişkilerindeki duyarlılığa en çok ihtiyacı olduğu halde bu tür şeyleri zaman ziyanlığı olarak gören de onlardır. Şirkete eğitim verilecekse bu sadece iş bazlı olmalıdır. Çalışanların daha mutlu ve doyumlu bireyler haline gelmelerine destek olmak için değil. Bunun şirket için uzun vadeli yaran üzerinde pek düşünmez bile.

Bir Savaşçı insanlarla nasıl iletişim kuracağını, onları anlayabilmeyi öğrenebilir. Ama bu bilgiyi onları amacı doğrultusunda kullanabilmek, manipüle etmek için de kullanabilir. Amerika'da 70'li yıllarda "İnsanları Nasıl Sömürebilir ve İstediğinizi Elde Edebilirsiniz?" başlıklı bir kitabın çok popüler olduğu ve iş dünyasında çok sattığını görmek beni çok üzmüştü. Bu kitap da benzerleri gibi başarı ve zenginlik vaat ediyordu. Yazarını "başarılı" ve zengin kıldığı kesindi.

Savaşçıların kadınlarla olan ilişkisi de "fetih" üzerine kuruludur. En güzel, en cazip, en etkileyici, başkalarının imreneceği kadın denilen nesne onun kollarında görünmelidir. En pahalı araba, en pahalı ev, en pahalı kadın...

Bir Savaşçı'yı iş ve politika dünyasında kolaylıkla tanırsınız. Ama alanları sadece iş dünyasıyla sınırlı değildir tabii. Profesyonel sporcuların çoğu Savaşçı'dır.

Gelişkin olmayan bir Savaşçı'yla (ve de Amazon'la) karşılaşabileceğiniz en tehlikeli alanlar hizmet sektörüdür. Özellikle insanların kendi güçlerini uzmana kolaylıkla teslim edebileceği doktor, danışman, psikolog, psikiyatrist, öğretmen, din görevlisi gibi konuma sahip olduklarında yeteneklerini, ünlerini, kariyerlerini ve banka hesaplarını güçlendirme yolunda kullanabilirler.

Onları unvanlarını sıkça kullanmalarından tanırsınız. Savaşçı doktorların, sağlık uzmanlarının muayene salonlarının duvarları sertifikalarla, diplomalarla, gazetelerde hakkında çıkan haberlerin çerçeveli kupürleriyle doludur. Bir kursta aldığı üç saatlik eğitimin sertifikası bile duvarda asılıdır. Özellikle yabancı bir dildeyse. Kartvizitlerinde sahip oldukları tüm unvanlar sıralıdır. Bir doktor ofisinde prestijli bir liseden alınan diplomanın bile asılı olduğunu gördüğümde çok gülmüştüm. Oysa bir Filozof doktorun duvarında sadece yasaların zorunlu kıldığı diplomalar vardır. Onunla ilgili çıkan yazıları toplamak aklına bile gelmemiştir. Toplamış bile olsa bu kez de koyduğu yeri bulamaz.

Birlikte televizyon programına konuk olarak çıktığım bir psikiyatristin iki cümlede bir "Ben bir psikiyatrist olarak..." diye unvanını tekrar edip durması çok eğlenceliydi.

Eğitimlerimize katılan bir kadın da, kocasının telefonla pizza ısmarlarken bile kendisini, "Ben Dr. bilmem kim" olarak tanıtmasını bir türlü anlayamadığını söylemişti. Evet. Kocası bir Savaşçı'ydı. İleri bölümlerde göreceğimiz gelişkin olmayan Baba/Savaşçı karakterinin tipik bir örneği.

Savaşçı tarikat liderlerinin de müritlerini nasıl istismar ettiklerini hepimiz medyadan takip ediyoruz.

Ama bir avukata ihtiyacınız varsa Savaşçı (ya da Amazon) karakterde olması yararınızadır.

Hayatının ilk yansında unvan, statü, para gibi somut başarılara odaklı Savaşçı, özellikle sağlıkla ilgili bir sorun yaşamışsa, hayatın ikinci yansında bu dışsal değerler önemini yitirebilir. Eğer enerjisini içsel zenginlik ve bilgelik kazanmaya odaklamazsa, ileri yaşlarda huzuru bulması zordur.

FİLOZOF

Erdal, büyük bir sitede bahçıvanlık yapıyor. Onun bitkiler üzerine bilgisine hayran olmamak mümkün değil. Ona "bu gül ne güzel" derseniz güller hakkında uzmanlaşmadan yanından ayrılamazsınız.

Tarık, toplumsal psikoloji ve felsefe üzerinde çok kafa patlatan, çok okuyan, her konu hakkında fikir yürütmekten hoşlanan entelektüel bir "İnsan Kaynakları" uzmanı. Müthiş yenilikçi biri. Şirket çalışanlarına sadece bireysel gelişim eğitimleri aldırmakla kalmıyor, şarap içme sanatı, okçuluk gibi sıra dışı eğitimler almalarını da sağlıyor.

Ersin, eşiyle üniversite yıllarında aynı politik örgüte mensup olmaları sayesinde tanışmış. İkisi de uzun yıllar hapis yatmış, bugün de yaşlanmalarına rağmen bu kez spritüel bir örgütün üyeleri olarak sıkça Hindistan'a gidip gelen hala hippi, hala marjinal yaşayan bir çift. Çiftlik evlerinde meditasyon ve yoga dersleri veriyorlar.

Bu üç erkek de Filozof.

O bir Hermes. Zeus ve Maia'nın oğlu. Tanrıların habercisi. Kanatlı ayakkabıları onu görünmez kılıyor. Civa gibi her an değişken.

O bir Apollo. Zeus ve Leto'nun oğlu. Artemis'in ikiz kardeşi. Sanatın tanrısı. Tanrısı olduğu Bilinç tapınağında, "İnsan! Kendini tanı" yazıyor.

O bir Prometheus. İsmi "öncü düşünce" anlamına geliyor. Zeus'un kurallarına karşı çıkarak insanlığa ateşi armağan eden bir yan tanrı. Yıldızlara bakarak yön bulmak onun armağanı.

Savaşçı'nın dış dünyaya odaklanmasına karşın, Filozof un ilgisi yaşam ve anlam arayışına yöneliktir. Dünyasını bir felsefe, değer verdiği bir düşünce sistemi etrafında inşa etmesi onun için önemlidir. Düşünsel, fikirsel ya da ruhsal dünya üzerinde derinlere dalmaktan hoşlanır. Filozoflara sadece akademik dünyada değil, hayatın her alanında rastlarız.

İzmir'in bir köyünde yaşayıp, birkaç kez İzmir'e gitmek dışında başka yerleri hiç görmemiş, köyde hayatını rençperlikle kazanan gerçekten yoksul bir adam tanımıştım. 60 yaşlarında falandı. Benimle tanıştığında ilk talebi kitap oldu. Tek başına yaşadığı kulübesi üç beş gerekli eşyasının ve yer yatağınındışında ağzına kadar felsefe, politika ve psikoloji kitaplarıyla doluydu. Kazandığı üç kuruş parasını kitaba yatırıyordu. Köye uğrayan ya da bililerini ziyarete gelen her insanla tanışmak onun için önemliydi. Köylüler de onu pek seviyordu ve ona "Alim hoca" lakabını takmışlardı.

Filozof dünyayı kendi benimsediği teoriler ve deneyimleri çerçevesinde yorumlar. Kendi zihinsel modeline uymayan bir şeyi uygulamak zorunda kalırsa zorluk çeker. Önce yeni verileri kendi modelinin içine adım adım yerleştirmelidir.

En meşgul zamanında bile bir konu üzerinde uzun uzun düşünmeye vakit ayırır. İnsan ilişkileri de bir vizyonu, bir fikri, bir teoriyi paylaşmak anlamına gelir. Geyik muhabbetinden hoşlanmayan Filozof, bir partide bile derin fikirsel muhabbetler yapmaktan hoşlanır. Dışarıdan izleyenler, bu muhabbeti münakaşa olarak algılasalar bile.

Gelişkin bir Filozof geleceği gören bir "kahin"dir. Geleceğin dünyasının nasıl şekilleneceği konusunda yazan, felsefeler üreten, bilim alanında araştırma yaparak gelişmeler sağlayan ve keşiflerde bulunan onlardır. Minicik bir odanın içinde aylarını, yıllarını geçirip benzin sarfiyatını azaltan bir alet ya da fermuarı keşfeden onlardır. Işığın üzerinde oturup seyahat etmeyi hayal ederek İzafiyet Teorisini bulmak ancak bir Filozofun işi olabilir.

Tutucu toplumu, bilim dünyasını vizyoner fikirleriyle sarsan onlardır. Eğitim alanında faaliyet gösteren Filozof, yeni gelişmeleri, deneyimsel eğitim modellerini hemen alanına dahil etmek ister.

Filozof, resmin bütününü kavramadan harekete geçmeyi sevmez. Teori yanı güçlü, pratik yanı zayıftır. Fikirlerle oynamayı sever ama rekabetten hoşlanmaz. Savaşçı'nın aksine rekabet onun enerjisini tüketir.

Çok fikir üretmelerine rağmen genellikle görüştüğü ve hayat görüşlerini paylaştığı insanlar da çoğu kez Filozof karakterinde olduğu için nice dahiyane fikir hayata geçemeden ziyan olur gider. Bu yüzden sağlıklı bir Filozof ve Savaşçı işbirliği gereklidir. Fikir Filozoftan, uygulama Savaşçı'dan.

Filozofun kazanması gereken en önemli nitelik amaca odaklanabilme yetisidir.

Gelişkin olmayan Filozof bilgiçtir. Kendi gerçekleriyle zıt düşen olayları ve bulgulan bile rahatlıkla göz ardı edebilir. Kendi teorisini, fikrini abartılı bir biçimde savunur. Fikrine yapılan bir saldırıyı kendine yapılmış gibi kişisel algılar. Kendi aklına gelen ama üzerinde çok kafa yormadığı ya da eleştiriden çekindiği için dile getirmediği fikri biri hayata geçirdiğinde, kıskandığı için küçümser. Bilgili olmayı bilgelikle karıştırdığı için başkalarını da kendisini de bilge olduğuna inandırmaya çalışır.

Bilgelik hiçbir karakterin tekelinde değildir. Gelişkin insan, öncelikle zıt karakterinin, sonra kadın ve erkek tüm diğer karakterlerin olumlu özelliklerini kendisinde toplamış olan kişidir.

Filozof bilinç dünyasında anlam arar. Dişi versiyonu olan Mistik ile arasındaki en önemli fark da budur. Çünkü Mistik bilinçaltı ve bilinçdışı dünyada anlam arar. Teorilerini oturtmak için kendisini mantık ve rasyonelliğin sınırlan içine sıkıştırmış Filozofun kendini geliştirmesi için Mistik'in olumlu özelliği olan derin farkındalığı kazanması gerekir. Gerçek bilgelik her şeyin bir bütün olduğunun bilincine varmaktır.

Dört erkek karakteri arasında içindeki dişi enerjiyle en kolay bağlantıya girebilen karakter Filozoftur. Ama bu bir çabayı gerektirir. Özellikle bilimsel ve analitik düşünceye kendini adamış, mantık ve rasyonelliğe çok önem veren Filozofun bilinçaltı ve bilinçdışından gelen sezgi ve duygulara da açık olmayı öğrenmesiyle olur. O zaman yaşamın anlamının bütünsel bir bakışla derin anlayışını kazanır. Bu da çoğu Filozof için hayatın ikinci yarısına ait çabadır.

Gelişkin Olabilmek İçin Savaşçı ve Filozof Neyi Öğrenmeli?

1)      Savaşçı başkalarının bilgeliğine, fikirlerine ve bireysel değerlerine saygı göstermeyi öğrenmek zorundadır. Dengeli ve doyumlu bir yaşam için iç dünyasına da, dışsal başarı kadar önem vermeyi öğrenmesi gerekiyor.

2)      Filozof, yeni fikirleri başkalarına da yararlı olması için hayata geçirebilmeyi öğrenmek zorunda. Bunun için de odaklanmayı, fikirleri gerçekleşebilecek amaç haline getirmeyi öğrenmesi gerekiyor.

Dört temel erkek ve dört temel kadın karakterine özet bir giriş yaptık. Karakterleri biraz daha yakından tanımadan önce, eğitimlerimizde katılımcılarımıza dağıttığım özet karakter bilgilerini okumanız karakterleri daha iyi anlamanızı kolaylaştıracaktır.


 

KARAKTERLER


 

ANNE

•        Doyumunu korumak, bakmak, yardım etmekte bulur.

•        Bakıcı ve kurtarıcı olmaktan hoşlanır.

•        Aile değerlerine önem verir.

•        Gelenekseldir.

•        İhtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyar.

•        Sosyal pozisyona önem verir.

•        Güvence önemlidir.

•        Risk almayı sevmez.

•        Tavsiyelerde bulunmayı sever.

•        Hiyerarşik yapılanmaya önem verir.

•        Birileri için bir şeyler yapmaktan doyum bulur.

Zayıf Anne

Kendi zayıflık ve eksikliklerini kabul etmekte zorlanır. Hizmet edemiyorsa kendisini yararsız hisseder. Bakımı altında olan insanları yer bitirir.

Gelişkin Anne

Kendi ihtiyaçlarını, yeteneklerini ve sınırlarını tanır. Daha az eleştiri yapar, daha çok merak eder ve kendisini sorgular. Sevdiklerine verdiği desteğin sınırını, kullanılma ya da bıkkınlık boyutuna götürmez.

DOST

•        Doyumunu ilişkiler kurmakta bulur.

•        Bireyseldir.

•        Her yeni ilişkiyi kendini ve başkalarını geliştirecek bir serüven olarak görür.

•        Paylaşımcıdır.

•        Birebir ilişkilere önem verir.

•        Geleneksel değildir.

•        Bireyin gelişimine katkıda bulunmaya ihtiyaç duyar.

•        Sosyal konuma önem vermez.

•        Deneyimler önemlidir.

•        Risk almak heyecan vericidir.

•        Hiyerarşik ve resmi ilişkilerden hoşlanmaz.

•        Birisi ile bir şey yapmaktan doyum bulur.

Zayıf Dost

Tutkularına kolaylıkla esir olur.

Ya bağımlı ve yapış yapış bir ilişki yaşar ya da sık sık partner değiştirir.

Gelişkin Dost

Daha şefkatli, daha az tutkulu olur. İlişkilerinde ilham verici ve geliştiricidir.

AMAZON

MİSTİK

•        Dış dünyayı kontrol etmekten doyum bulur.

•        Dışsal başarılar önemlidir.

•        Enerjik ve azimlidir.

•        Rekabet ve başarıdan güç alır.

•        Bağımsızlık, en iyi olmak ve güçlü olmak yaşamının itici güçleridir.

•        Evlilik bir "ortaklık" anlaşmasıdır.

•        Yapmak ve sahip olmak önemlidir.

•        Ev dışındaki aktivitelere ihtiyaç duyar.

•        Başkalarının hata ve başarısızlıklarını çabucak görür.

•        Mükemmeliyetçidir.

Zayıf Amazon

Agresif androjen davranış sergiler. Düzen tutkunudur. Kontrolcüdür. Kişilerin hata ve eksikliklerini hemen görür ama kendi sınırlarını bilmez. Başkalarının başarılarını kendine mal etmeye çalışır. İşi delege etmekte zorlanır. Onun için ya da onunla birlikte çalışmak zordur. Kişilerin çabalarının değerini bilmez. Kendi prestijini artırmak için başkalarını manipüle etmekten ve onların hakkını yemekten çekinmez.

Gelişkin Amazon

İnsan ilişkilerine de önem vermeyi öğrenmiştir. Kendisinden farklı düşünenlere saygı duymayı bilir. Rekabet etmek için rekabet etmez. Başarı arzusu, bilgelik, duyarlılık ve etik değerlerle dengelenmiştir. Amaçlarında seçicidir. Başkalarının başarılarına ve duygularına saygı duymayı bilir. Her şeyi kendi başına yapmaya kalkışmaz.

•        Sanat, psikoloji, felsefe, sağlık ve insanlara yol gösterici aktivitelerde doyum bulur.

•        Duyguların yorumunu yapabilmek ve deşifre edebilmek önemlidir.

•        Bireysel güç kazanımı ve maddi kazanç asla yaşamında itici güç olamaz.

•        Rekabeti yorucu ve gereksiz bulur.

•        Geleneksel yaşam biçimleri ona çekici gelmez.

•        Olmak ve öğrenmek önemlidir.

•        Soyut kavramlar ve semboller önemlidir.

•        İmaja önem vermez.

•        Düşünce ve duygu karmaşasını sıklıkla yaşar.

•        Doğal "bilme" yeteneği güçlüdür.

Zayıf Mistik

Bilinçaltı ile olan bağlantısını ya abartır ya da yadsır. Gücünü kötüye kullanabilir. Duygusal yaşamı iniş çıkışlarla doludur.

Gelişkin Mistik

"Bilme" yeteneğini yaratıcı, yararlı ve yol gösterici olarak kullanmayı bilir. Düşünce ve duygularını uyumlu hale getirip, mesajlarını ulaştırabilmek için odaklanmayı ve üretken olmayı başarır. Görünmeyeni ve bilinmeyi görünür ve bilinir kılar. Başkalarının psikolojik ihtiyaçlarına olağanüstü duy arlıdır.  '

EBEDİ ÇOCUK

BABA

•        Doyumunu korumak ve kollamakta bulur.

•        Lider konumunda olmaktan hoşlanır.

•        Aile kavramına önem verir.

•        Görev bilinci yüksektir.

•        Disiplinli bir yaşamı sever.

•        Emirlere itaat edilmesi önemlidir.

•        Onun yolu daha "iyi" yoldur.

•        Kendisinden yardım talep edilmesinden hoşlanır.

•        Yardım istemekte zorlanır.

•        Sorumluluk almayı sever.

•        Amaçsız gibi görünen hobiler ona göre değildir.

•        Çocuklarının erken yaşta kendilerine yol belirlemeleri için baskı yapar.

•        Geleneksel yaşam en doğru yaşamdır.

•        Örf, adet, geleneklerin bekçisidir.

•        Dengeli, kalıcı ve alışılagelmiş değerlere önem verir.

•        Muhafazakardır.

•        Başkalarının ne düşündüğü önemlidir.

•        Sosyal ilişkileri "resmi" ilişkilerle sınırlıdır.

Zayıf Baba

Görev ve disiplin anlayışını başkalarına empoze eden bir diktatördür. Başkalarının ihtiyaçları ile kendi ihtiyaçlarını ayırt edemez.

Gelişkin Baba

Yardım etmek kadar yardım istemeyi de bilir. Sevecen, koruyucu ve karşı taraftan talep geldiğinde kollayıcıdır. Anlayışlıdır.

•        Kimlik ve doyumunu, kimlik ve doyum arayışında bulur.

•        Kendi bireyselliğini keşfetme yolculuğundan haz alır.

•        Kalıcı ilişkilerden hoşlanmaz.

•        Serüvencilik ruhu yüksektir.

•        Düzenli yaşamı sıkıcı bulur.

•        Açık fikirlidir.

•        Hiyerarşik yapıdan hiç hoşlanmaz.

•        Hobilerini "iş"e dönüştürmekten hoşlanır.

•        Yeni yol daha "iyi" yoldur.

•        Kısıtlanmışlık ve disiplin ona göre eş anlamlıdır.

•        Kurallara uymak ona göre değildir.

•        Düzenli yaşam, özgürlüğün tehdididir.

•        İlişkilere "yatırım" yapmak yerine "kaçmayı" tercih eder.

•        Çok tanışı, az dostu vardır.

•        Narsistir.

•        Hatalarının sorumlusu genellikle başkalarıdır.

Zayıf Ebedi Çocuk

Daldan dala konan kelebek gibidir. İlişkiden ilişkiye, işten işe, serüvenden serüvene atlar.

Gelişkin Ebedi Çocuk

Serüven ile arayış arasındaki farkı bilir. Sorumluluklarının bilincindedir. İlişkilerinde vermeyi de bilir.

FİLOZOF

SAVAŞÇI

•        Doyumunu dış dünyada başarılı olmakla bulur.

•        Güçlü ve mücadelecidir.

•        Enerjisini mücadeleden alır.

•        Soğukkanlıdır (stres altında).

•        Pozisyona, unvana para kadar önem verir.

•        İnsandan çok etkinliğe önem verir.

•        İşi, insanın önüne koyar.

•        Yaşam da, kadınlar da "fethedilecek" nesnelerdir.

Zayıf Savaşçı

İnsan ilişkilerinde duyarlılık ve içgörüden yoksundur. Güç elde etme uğruna kan emici olabilir. Hırsı aklının önünde gidebilir. (Doktor, din adamı, psikolog olarak tehlikeli olabilirler)

Gelişkin Savaşçı

İlişkilere ve bireysel değerlere üretkenlik ve etkinlik kadar önem verir. Kendisinden farklı başarı anlayışına sahip insanların olduğunu bilir. Etik değerler geliştirir. Kendisini birey olarak da geliştirmenin önemini kavrar. İnsanlarda korku değil, saygı uyandırır. Başkalarının ihtiyaçlarına duyarlıdır. Takdir etmeyi bilir. Sevmeyi ve yakınlaşmayı öğrenmesi gerektiğinin farkındadır. Soyuta da somut kadar önem verir.

•        Doyumunu içsel dünyada anlam aramakta bulur.

•        Dünyasını bir felsefe etrafında inşa eder.

•        Dünyayı kendi zihinsel dünya modeline göre algılamakta ısrarcıdır.

•        Anlam yapılanın ötesindedir.

•        İnsan merkezli değil, fikir merkezlidir.

•        Geyik muhabbetinde başarılı değildir.

•        Fikir ve teoriler üzerinde konuşmayı sever.

•        Toplumsal değerler, kendi değerleriyle çeliştiğinde uyum göstermekte zorlanır.

•        Rekabeti sevmez.

•        Fikirlerle oynamak ona enerji verir.

•        Büyük resmi görene kadar harekete geçmez.

•        Pratik detaylarda sabırsızdır.

•        Kendi felsefesi gerçeklerin önünde gelir.

•        Fikirlerine olan eleştiriyi, bireysel saldırı olarak algılar.

•        Mantık ve rasyonelliğe önem verir.

Zayıf Filozof

Sahip olmadığı bilgeliğin kendinde olduğuna inanır. Teorilerini tek gerçekmiş gibi şişirir.

Gelişkin Filozof

Bilgi ile bilgelik arasındaki farkı bilir. Başkalarının deneyimlerine saygı duyar. Bilgisini empoze etmeden sunar.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült