Kişisel Gelişim

 

Diyet İçin Yol Haritası

Ohashi


Herkese uygun tek bir diyet yazmak imkansız. Diyetler çoğu zaman suçluluk duygusu ve acımasızca özeleştiriye zemin hazırlar. Öte yandan, günümüzün yeme alışkanlıkları o kadar sağlıksız ki sağduyuya dayalı bazı iyileştirmeler hemen hemen herkse yarar getirebilir.

Aşağıda diyet için iki temel yol haritası çiziyorum. İlki sağlığı, yaşam gücünü geliştirmeye ve ömrü uzatmaya yönelik bir dizi makul ve mantıklı önerilerden oluşmaktadır.

İkinci yol haritası da Beş Cevher ya da Beş Dönüşüme dayanmaktadır. Beş Dönüşümün her cevherin, kendisine karşılık gelen organların işlevlerini geliştirecek belli besin kümeleri vardır. Bu kitabı okuduktan sonra eğer dalağınızın, karaciğerinizin ya da böbreklerinizin pek iyi işlemediğini düşünüyorsanız Beş Dönüşüm kuramının ilgili cevherini daha fazla içeren önerilmiş besinlere ağırlık verebilirsiniz. Böylece organlarınızın işleyişini iyileştirebilir ve ilgili meridyenlerin sağlığına kavuşmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Ancak her halükarda geniş bir besin yelpazesini tüketmeniz şarttır. Bu önerileri, Beş Dönüşüm içinden yalnızca ilgili cevhere yönelmeniz gerektiği şeklinde algılamayın. Organların hepsinin yeterince beslenmesi gerekir. Bunun için de çok çeşitli yiyecekler yemeniz ve lezzetler tatmanız şarttır. Aşağıdaki öneriler şu anda sorunlu olan organlarınızın sağaltılmasına yardımcı olacak besinlere ağırlık veren bir yol haritasıdır. Bunun yanı sıra bir tıp doktoruna ya da bir bütünsel sağlık uzmanına veya her ikisine birden danışmalısınız.

Diyet İçin Yol Haritası:

1.       Size gelen besinler için şükredin. Besinler “Yaşamın Kaynağı”ndan bize verilen birer armağandır. Onu alçakgönüllülük ve minnetle kabul edin. O bu dünyadaki hayatınızı sürdürmek ve düşlerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olmak üzere verilmiştir size. Talihin bir cilvesi olarak İkinci Dünya Savaşı sırasında dünyaya geldim ve Hiroşima vilayetinde büyüdüm. O yüzden şu söylediklerimde son derece samimiyim. Besinler size sevgiyle gelir, o dünyanın bir nimetidir.

2.       Bütün besinler yiyin. Yıldızlar, ağaçlar ve bitkiler nasıl doğanın bir parçasıysa biz de öyleyiz. Biz toprakla aynıyız: ondaki mineraller kanımızda dolaşıyor. Biz bitkilerle aynıyız: onlardaki besleyiciler hücrelerimizin işleyişine yardım ediyor, lifleri istenmeyen atıkların uzaklaştırılmasına destek oluyor. Biz yağmurla aynıyız: bedenlerimiz çoğunlukla sudan oluşuyor. Biz güneşle aynıyız: onun ışığı gezegendeki her şeye hayat veriyor.    

Besleyici içeriği boşaltılan veya doğadan çok laboratuarların ürünü sayılabilecek kadar ağır işlenmiş besinlerden uzak durun. Bütün, taze, işlenmemiş ve mümkünse organik olarak yetişmiş besinler yiyin. Bunlar size ihtiyaç duyduğunuz besleyici öğeleri ve gücü verecektir. Bu şekilde hastalığa ve mutsuzluğa yol açan kimyasallardan da kaçınmış olursunuz ve doğayla uyum içinde yaşarsınız.

Özellikle kahverengi pirinç, darı, arpa, yulaf ve mısır gibi bütün tahıllar; kıvırcık lahana, karalahana, hardal yaprağı, kıvırcık salata ve Çin lahanası gibi yeşil yapraklılar dahil, taze sebze yiyin. Bütün tahıllar enerji deposudur yeryüzünde insanlar için karmaşık karbonhidratlar kadar etkin ve güçlü yakıt yoktur. Ayrıca protein, vitamin, mineral ve lif zenginidirler. Taze sebzeler vitamin, mineral ve lif madeni gibidir. Bu besinler bağışıklık sistemini ve atıkları uzaklaştıran sindirim organlarını güçlendirir, bizlere uzun ömürlü enerji verir.

3.       İyi çiğneyin. Çiğnemek sağlıklı bir sindirim açısından önem taşır. İnsanlar neredeyse her şeyi sindirebilirler, ama önce çiğnemek şartıyla. İyi çiğnenen besinler güzelce sindirilip vücuttan kolayca dışarı atılabilir. Yeterince çiğnenmeyen besinlerse tam sindirilemez ve her türlü mide ve bağırsak sorunlarına yol açarak bizi hasta ve mutsuz kılar. Sağlık, berrak bir düşünce gücü ve iyi bir sindirim için her lokmayı otuz-otuz beş kez çiğneyin. İyi çiğnemek ağız, çene ve boyun kaslarını çalıştırarak diğer organlardan otuz kat daha çok oksijene ihtiyaç duyan beyne giden kanı artırır. Yani ne kadar çok çiğnerseniz o kadar akıllı olursunuz.

4.       Fazla yağdan kaçının. Günümüzün yeme alışkanlıklarının en kötü yanı yağlı olmasıdır. Yağın kansere yol açtığı kanıtlanmıştır. Yağ dokulara giden kanı ve oksijeni bloke eder. Kan ve oksijen olmaksızın hücreler ölür. Beden vakitsiz yaşlanır. Zamanla ağırlaşan dejeneratif hastalıklar baş gösterir. Aşırı yağ kansere, kalp hastalıklarına, yüksek tansiyona, yetişkinlikte şeker hastalığına, erken bunamaya ve felce neden olur. Hayvansal besinler, özellikle de kırmızı et, yumurta, süt ürünleri yağ bakımından çok zengindir. Bunları ille de yiyecekseniz bile çok az yiyin.

5.       Yaşadığınız bölgede yetişen mevsimlik besinler yiyin. Yaşadığımız çevrenin belli iklim özellikleri ve vardır ve orada mevsime göre belli bitkiler yetişir. Yediğimiz besinler de yaşadığımız iklim şartlarında yetişmiş olmalıdır. Alaska’da yaşayan insanların balık ve balina yağı yemeleri Brezilya’da yetişmiş meyve ve besinleri yemelerinden daha iyidir. Diğer iklimler için de aynısı geçerli. Bizler doğanın ürünlerini yiyoruz, o bitkileri meydana getiren enerjiyi tüketiyoruz. Bizler içinde yaşadığımız iklimi ve bizi her gün etkileyen enerjileri tüketiyoruz. Böylece bünyelerimiz mevsimlere, hava koşullarındaki düzenliliklere ve karşılaştığımız zorluklara daha iyi uyum gösterir. Yaşadığınız bölgede yetişen besinler yiyemiyor sanız bile kabaca aynı enlemde yetişenleri tercih edin. Farklı iklimlerde yetişen besinlerden uzak durmaya çalışın.

6.       Fazla yemeyin. Fazla yemek vücudu yorar, kilo aldırır ve sindirimi zorlaştırır. Kalp hastalıklarına, karaciğer ve bağırsak sorunlarına kapı açar; berrak düşünceyi zorlaştırır.

Japonya’da midenin biraz boş olanın zihninin bilgiye aç olacağı söylenir. Fakat mide dolu oldu mu zihin de doludur. Özetle, az yiyenin sağlık sorunu da az olur.

7.       Uykudan hemen önce yemeyin, uykuda bedenin kendini tamir ettiği bilinen bir gerçek. Ancak yatağa girerken midesi dolu olanlarda, bu işlem gerçekleşmez. Onanma gidecek enerji sindirime gider. Dolu mide derin uykuyu engeller ve iyice dinlenmemize engel olur. Kanımca dolu mide çok rüya görmeye de neden oluyor ve bize olumsuz düşünceler aşılıyor. Bu da ertesi gün bizi etkiliyor; günü uyuşuk ve huysuz geçirmemize neden oluyor.

İşte sağlıklı beslenmeyle ilgili önerilerim. Çok katı değiller. Onları herkes uygulayabilir; ve çok da yararını görür.

Diyet Ve Beş Dönüşüm

Ateş cevheri: Kalp ve ince bağırsak

Baharatlı yiyecekler kalbe ve ince bağırsağa çok zarar verir. Aynısı kana çok yağ ve kolesterol karışmasına neden olan hayvansal besinler için de geçerlidir. Kalbiyle ince bağırsağı zayıf olanlar diyetlerindeki kırmızı et, yumurta ve süt ürünlerini ya azaltmalı ya da onlardan tamamen kurtulmalıdırlar. Bu besinlerin hepsi kandaki kolesterolü yükseltir ve kalbe yeterince kan ve oksijen gitmesine engel olur. Ayrıca tuz gibi fazla daraltıcı veya serinletici besinlerin aşırı tüketimi de kalple ince bağırsağı zayıf düşürür.

Ateş cevherini güçlendiren besinler mısır, brüksellahanası, taze soğan, frenksoğanı, kırmızı mercimek, çilek ve ahudududur. Karahindiba yaprağı gibi hafiften acımsı olan şeyler kalbi ve ince bağırsağı uyarır.

Düzenli olarak (örneğin haftada bir) yenen besinlerin az bir miktarı yeter. Dolayısıyla ateş besinlerini çeşitlendirmeliyiz. Belli türde yiyeceklere fazla ağırlık verdiğimiz zaman hastalıklara neden olabilecek ciddi dengesizlikler ortaya çıkar. Unutulmamalı ki besinler mevsiminde yenmeli; çevre ve iklimle uyum içinde olmalıyız. Kışın çilek olmamasının bir hikmeti var; çilek bahar meyvesidir ve yılın belli bir döneminde insanların diyetini bütünlemek için yetişir.

Hayata olumlu yaklaşmak da kalbe ve ince bağırsağa iyi gelir. İnanç ve şükran duyguları yaşam sevincini doğurur.

Toprak cevheri: Mide ve dalak

Rafine şeker ve aşırı asitli yiyecekler mideye ve dalağa zarar verir. Fazla tatlı içecekler de dalağa zararlıdır.

Tersine, hafif bir tatlılığı olan besinler de dalağa iyi gelir. Sebze aleminde dalağa en iyi gelen besinler kabak ve balkabağıdır. Tahıllar içinden de darı dalak dostudur. Midesinden ve dalağından sorunu olanlar bolca kabak ve darı yemelidirler.

Ateş cevherinin sağlıklı işleyişi için mineraller elzemdir. Hepsi de mineral içerdiği için sebzeler genel olarak mideye, dalağa ve pankreasa iyi gelir. Özellikle kıvırcık lahana, başta kalsiyum olmak üzere, mineral bakımından çok zengindir.

Besinlerin iyice çiğnenmesi ve tükürük salgılanması toprak cevherini geliştiren etmenlerdir. Mide asit özelliği gösterirken tükürük son derece alkalin özelliktedir. Tükürük bakımından zengin, iyice çiğnenmiş besinler mideyle mide asidinin arasına girer ve bu organdaki ortamı yumuşatır. Yeterince çiğnenmeyen baharatlı veya asitli besinlerse mideyi ekşitip rahatsızlandırır ve sonunda ülsere yol açabilir.

Maden cevheri: Akciğer ve kalın bağırsak

Kahverengi pirinç, lahana, karnabahar, kereviz, salatalık, suteresi, şalgam, kırmızıturp ve soğan maden cevherini güçlendiren besinlerdir. Doğu tıbbında zencefil kökü, daikon turpu, sarımsak ve hardal yaprağı akciğer ve kalın bağırsağa iyi gelen şifalı bitkilerdir. Bunlardan yemeklere çeşni olarak katacağınız küçük miktarlar akciğer ve kalın bağırsağın işlevlerini geliştirir.

Yürüyüş yapmak, bisiklet sürmek ve aerobik egzersizleri hem akciğere, hem de kalın bağırsağa iyi gelir. (Bu bölüm bitmeden meridyen egzersizleri ele alınıyor.)

Lifli besinler, bağırsaklardan geçiş süresini uzatması ve atıkları sistemden çıkartması bakımından genel olarak sindirime iyi gelir. Hepsi de lif içerdiği için bütün tahıllar ve sebzeler kalın bağırsağın işleyişini destekler ve düzenler.

Tersine, başta kırmızı et olmak üzere hayvansal besinler sindirimi zorlaştırır ve bağırsakları yorar. Özellikle kırmızı et, yumurta ve sert peynir kaynaklı yağlar kolon kanserinin bir numaralı nedenidir. Kırmızı etin sindirimi son derece zordur; çünkü ağızda tam olara ezilemez ve bağırsaklarda tümüyle çözünemez. Kalın bağırsağında sorunu olanlar sindirimi olan besinlerden ve etten uzak durmalıdırlar.

Akciğer de süt ürünlerine ve yağa son derece hassastır. Yağda kızarmış besinler, süt, yoğurt ve öbür yağlı besinler akciğerdeki minik hava keseciklerini tıkar ve akciğerin tam anlamıyla oksijenle dolmasına engel olur. Akciğerin iyileşmesi için yağ tüketimi azaltılmalıdır. Eğer öksürüğünüz varsa lüfer, sardalye ve uskumrudan uzak durun.

Su cevheri: Böbrekler ve mesane

Fasulyeler ve az miktarda tuz böbreklere iyi gelir. Ancak tuzun fazlası böbrekleri zayıf düşürür ve kan basıncını artırır; tuzu azar azar kullanmalıyız. Fasulye çeşitlerinin hepsi böbreklerin işleyişini düzenler, fakat bu konuda en iyisi, adzuki fasulyesidir.[1]

Böbreklere en iyi gelen tahıllar arpa ve karabuğdayken deniz sebzelerinin hepsi de ama özellikle kombu, hijiki, wakami ve nori bu organa yararlıdır. Böbrekleriniz yorgun düştüğünde zencefil kökünü deneyin; zencefil kökünü çay olarak içebilir, sebze olarak yiyebilir ve kompres olarak uygulayabilirsiniz.

Ağaç cevheri: Karaciğer ve safrakesesi

Yağ ve yağlı yiyecekler, kolesterol ve alkol karaciğerle safrakesesine zarar verir.

Safrakesesi taşı olanlar göğsün alt bölgesine bıçak saplanıyor gibi hissederler. Bu tür durumlarda çoğunlukla safrakesesi toptan alınır, oysa safrakesesindeki taşlardan kurtulmanın doğal yollan da var. Yağ ve kolesterol bakımından fakir bir diyete geçerek taşlar eritilebilir. Böyle bir diyet safrakesesindeki kolesterolü düşürür ve kolesterol-asit dengesini asit lehine çevirir. Ancak bu, deneyimli bir hekim veya beslenme uzmanının denetiminde gerçekleşmelidir; ancak böyle bir uzman, hayati besinlerden yoksun kalmadan kandaki kolesterolün düşmesini sağlayabilir. Diyetteki ağırlık bütün tahıllarda, sebzelerde, fasulyelerde, deniz sebzelerinde ve balıkta olduğu sürece sağlık için gerekli besin öğelerini alabiliyor olmalısınız.


[1] Barbunyaya benzer bir fasulye (çev).

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült