Kişisel Gelişim

 

 

Bilinçaltının Asli Görevi Korumaktır

Bülent Uran


Bilinçaltında bizi hayatta tutan, korunma üzerine kurulmuş bir sistem vardır.

O nedenle de, bilinçaltı bir şeyi riskli olarak algıladıysa, bir şekilde kişiyi o şeyden uzak tutmaya çalışır ve bu nedenle de birçok mekanizma üretebilir.

Bilinçaltının bu koruma programı, eğer biz bunun bir program olduğunu fark etmezsek; bütün yaşam boyunca işlemeye devam edebilir. Buna sizin normal bir yapınız olarak bakarsanız, bilinçaltı bunda bir sorun görmez.

Değiştirmeyi düşünmez. Bilinçaltının kurgusu budur. Üstelik aynı program, birçok deneyimle pekişmeye devam eder. Çünkü program işe yaramıştır. İşe yaradıkça daha da güçlenir.

Örneğin, ders çalışırken dikkatini veremeyen, sürekli huzursuz davranan, mızmızlanan, ne zaman ders çalışması gerekse, hastalanan bir çocuk düşünün. Ders çalışmak tehlikesizdir ama bilinçaltının risk analizine göre ders çalışmakta bir tehlike var. Bu nedenle de çocuğu dersten uzak tutmaya çalışıyor. Ders çalıştığı zaman yaşadığı, derse bağlı bir takım eski deneyimler vardır bilinçaltında. Belki bir üzüntü yaşamıştır, belki canı yanmıştır.

Bilinçaltının neyi neyle bağladığını bilemeyiz. Bu nedenle de bilinçaltı çocuğu dersten uzak tutmak için elinden geleni yapar.

Bilinçaltına gömülü her duygusal olay, kritikal faktör tarafından korunma altındadır.

Problem her zaman duygulara bağlıdır. Problem, duygu birikimidir.

Duygularla bağlı olmayan bir problem yoktur. Duygu biriktirmediyse, orada inanç ve güç oluşamaz. İnancın gücü duygudan gelir ve duygu bir enerj idir.

Bu enerji kullanılmadıysa, birikir ve inanç o enerjiyi kullanmaya başlar.

Örneğin, "Erkekler ağlamaz" inancını ele alalım.

Çocuk bunu ilk duyduğunda, itiraz edebilseydi, "Nereden çıktı bu kural, kim koymuş bu kuralı?" diyebilseydi, duygusunu ifade etmiş olurdu. O zaman da o inanç yerleşmezdi.

Bilinçaltı kişiyi korur ama ilerde ona bir şekilde zarar verecek inançların 80 yerleşmesine karşı koruyamaz. Aksine bir inanç yerleştikten sonra bilinçaltı kişiyi inancı koruyarak korumaya başlar. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim; inançlar biriktikçe, bilinçaltı asli görevinin kişiyi korumak olduğunu unutup, inançları korumaya takılır. Tüm çabası mevcut inancı korumaktır. Hipnoz seansında şöyle bir hayali konuşmayı müşterilerime anlamaları için anlatırım:

"Ey X'in bilinçaltı, artık bırak şu inancı da X rahat etsin."

"Ne olmuş ki? Başına bir şey mi gelmiş? Ben onu bu inanç sayesinde birçok şeyden korudum Neden bırakayım ki?"

Bilinçaltından bir inancı söküp atmak kolay değildir. Bu nedenle öncelikle inancı besleyen duygularla çalışırız. Duygular inancın elektriğidir. Enerjisi kesilen inanç bir süre sonra basit bir düşünce haline döner. Etkisi yok olur.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült