İletişimin Diğer Ucundaki Kim?

Ahmet Güntan


Daha önce başvurduğumuz bir tarife tekrar başvurursak, sanatçı herkesin biçim olarak gördüğü şeyi öz olarak görür. Sanatçının bu görme özelliği, onun, daha önce başka bir çok şey üzerinde yükselirken yaptığı gibi iletişim üzerinde yükselişini de yarım bırakmayı tercih eden modern düşüncenin tersine, sonuna kadar gitmeyi göze alarak iletişimin diğer ucundakini görmüş tek kişi olmasından gelir. İletişimin diğer ucundakini görmemiş olanın iletişimden söz etmeye hakkı var mıdır? Bu sorunun cevabını tartışacak olan modern düşüncenin yaratıcıları, yani hemen hemen herkes, eğer gerçekten iletişime inanıyorsa, eninde sonunda sanatın insanlığa taşıdığı bilgiyle ilgilenmek ve iletişimin diğer ucundakiyle sanat aracılığıyla yüz yüze gelme cesaretini göstermek zorundadır. Şimdiye dek daha çok düşüncelerle ve düşüncenin yaratıcı buluşlarıyla ilgilenen modern düşünce artık buluşlardan başını kaldırıp, o buluşların iletişim kurmaya çalıştığı şeyi saf haliyle gösteren sanatı mutlaka herkesin erişebileceği bir hale getirmek zorundadır.

İnsanı ayakta tutan düşünceleridir. Düşünerek elde edilen bilgi insanlık tarihinin yorgunluğunu azaltır. O yüzden insan olarak hepimiz düşünmeye ve böylece üstümüze gelen insanlık tarihinden korunmaya mecburuz. Adeta bir yüksek sesle düşünüp rahatlama metodu olan modern düşünce, yine aynı sebepten rahatsızlık yaratıyor. Yüksek sesle düşünüldüğünde, düşünceler herkes tarafından duyuluyor, herkesin düşüncesi haline dönüşerek düşünce sahibini terkediyor. Terk edilen herkes, terkedilmenin kuralına uygun olarak kendini rahatsız hissediyor. Kendisini terkeden şeyin onun için gerçekten önemli olup olmadığını ise kendisine hiç sormuyor. Hemen yenisini arıyor. Evet, düşünmek insanları yüzyıllardır özgürleştiriyor, özgürce iletişim kurma imkanı tanıyor, ama iletişimin diğer ucundakinin kim olduğu sorusunun cevabını insan kendini terkedip gidecek şeylerden, yani düşüncelerden alamıyor, tersine, düşünmeyi kestiği zaman bulduğu kendisini hiç terketmeyccek kadar yakın olan şeyden alıyor.

Düşünmeyi kesebilen ve düşünmeden var olabilen tek şey ise ancak saf haliyle rahat olan sanattır. Ancak kendini saf olarak tanımlayan bir sanat düşünceler üretmediği halde bize modern düşüncenin erişemediği bilgileri sunabilir. Kendini böyle tanımlayan bir sanatın sanığı ise aradığı bilginin insanı hiç terkedip gitmeyecek kadar kendisine yakın olmasından gelir. Ancak sanat, onda bulduğunuz bilgiyi bize sadık kılar. Ancak sanatçı kendisini terkedip gidenin arkasından bakmaya bayılır, çünkü ne kadar çok şey onu terkedip giderse, o kadar çok yalnız kendine ait olan bir şeyle başbaşa kalır. Bu şeyin sıfatı artık sanatçının sıfatını, vasfı sanatçının vasfını örtecektir. İletişime inanan modern düşünce için bu örtüşmeden daha değerli ne olabilir? Modern düşünce niçin oyalanıyor? Yüksek sesle telaffuz edildiği halde kimseyi terketmeyen bu kesin bilgiyi kabul etmekte niçin gecikiyor?

Modern düşünce eğer gerçekten iletişim istiyorsa, yaratmayı değil, sanat gibi aramayı tercih etmelidir. İletişimi sonuna kadar götüren sanat yaratmaz çünkü, arar. Onu saf kılan bu arayışıdır. Sanat da eğer yaratıcılık peşinde gitseydi, o da modern düşünce gibi insanı isimsizleştirirdi. Belki de modern düşüncenin hiç kimsenin, sanatçının bile vazgeçemediği cazibesi işte bu isim sizleşmedir. Hiç bir zaman sizi terketmeyecek kadar size ait olan bir şeyle yüzleşmenin, yani iletişimin diğer ucundaki ile bu kadar içli dışlı olmanın getirdiği ağır benlik duygusu modern düşüncenin yaratıcılarını, yani hepimizi yoruyor. Bu yüzden hepimiz yeni tanıştığımız her yeni düşünce ile kendimizi sil baştan yenileyip, bu sefer bir önceki düşüncede işlediğimiz hataları işlememek üzere söz vererek flört ediyoruz. Modern düşüncenin bize vaadi flörttür. Flört insanı kendi ağırlığından kurtarır. Cezai sorumluluğu ortadan kaldırır. Bizi her daim masum kılar. Herkes için gereklidir. Ama, hep ileriye doğru yeni buluşlar yaparak kendinden uzaklaşmasını seven modern düşünceye bu hafif tabiatlı flört bilgisinin yanı sıra, elinden kaçmayacak kadar kendine yakın bir bilgi de gereklidir. Bu bilgiyi ona yalnızca sanat verecektir.

Peki sanatın verdiği bilgiye göre iletişimin diğer ucundaki kim?

Baştaki tarife tekrar dönersek, sanatçı herkesin biçim olarak gördüğü şeyi öz olarak görür. Sanatın merkezinde biçim tarafından giydirilmeyi bekleyen bir düşünce yoktur. Tam tersine, sanatçı düşüncelerden uzaklaştığı müddetçe sanat yapabilme imkanını bulur. Sanatçı için her şey bütün düşünceler gittikten sonra ortada kalan boşlukta geçer. Her şey o boşlukta biçimlenir. Sanatçı düşünceleri değil, düşünceler terkedip gittiğinde arkada kalan boşluğu giydirmek ihtiyacıyla işe başlar. O yüzden herkesin biçim olarak gördüğü şey onun için yaptığı işin aslıdır. Terkeden düşüncelerin ardında kalan boşlukta insanlığın uzaktan gelen uğultusunu dinleyip kederini avutacağına, sanatçı bütün iyimserliğiyle insanlıkla tekrar iletişim kurmanın peşinden gider. Sanat o yüzden cesaret gerektiren bir iştir. Çünkü o boşluğu biçimlendirerek tekrardan insanlıkla iletişim sağlayacak bir hale getirmek için sanatçının elinde bir tek kendisi vardır. Ona yol gösterecek hiç bir düşünce yoktur. Modern düşüncenin insanı sarıp sarmalayan konforu çok uzaktadır. Yaptırım gücü olan tek şey düşüncelerden boşalmış ve elinde flört edebileceği hiç bir şey kalmamış olan kendisidir. Sanatçının cezai sorumluluğu burada başlar: modern düşünce tarafından hep geriye atılarak yalnız bırakılmış bu yorucu canavarla ya barışacak ve gerçek masumiyetini korumaya devam edecektir ya da ona yenilecektir. Sanatçıya yenilmek yasaktır. Kendine yenilmektense, kendiyle iletişim kurmaya çalışır. O boşlukta artık yaratacak ne kalmıştır? Sanatçı boşluğu giydirecek bütün giysileri kendi içindeki çekmecelerde uzun uzun aramak zorundadır. Ancak boşluğu dolduracak bir şeyler bulup canavarı yendiği zaman insanlığın karşısına tekrar çıkıp, onlara şu masum haberi verir: İletişimin diğer ucunda herkesi kendisi bekliyor.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült