Yaratıcı Yazarlık Üzerine Özlü Sözler

Derleyen: Aydın Şimşek


“ Yazmak, çoktan unuttuğunuzu sandığınız birçok şeyi, içinizde birikmiş acıları, yenilgileri, aldanışları, keşkeleri uygun dille kağıda dökmek, başkalarıyla bölüşmektir. Edebiyat insan olmanın dramını derinden bir kavrayışla anlatabilmektedir. Bir yazar yarattığı kahramanlar yoluyla kitaplarında kendi acısını, mutsuzluk ve yoksunluklarıyla küçük mutluluklarını, kısaca kendi öyküsünü parça parça aktararak yaşamının değişik dönemlerini göz önüne serebilir. Bir dergideki söyleşimde "Hep kendimizi yazarız aslında, “ demiştim. Doğrudur bu.”

İnci Aral

“ Edebiyat ve yaratıcılık dendiği zaman “dil” tercihini sona bırakmaktan yanayım çünkü dil, diyelim ki suda yüzerken bir süre sonra sizi dubalarla uyaran bir mekanizmadır. O dubaları geçtiğiniz noktada ise yazar olarak sizi bekleyen dil değil olsa olsa biçeminiz olacaktır. Kendinizi yetkin görüyorsanız ve aynı zamanda delişmen bir yüzücüyseniz dubaları geçmenizi öneririm, “yok değilim" diyorsanız güvenli suların kimseye zararı olmamıştır, orada kalmanızda bir sakınca yoktur. Dil, yazdıklarınızı şefkatli bir ebeveyn gibi kollayacaktır; tutuculuğuna katlanabileceğiniz sürece...Öte tarafta ise ne olacağınız gerçekten bir muammadır.”

Müge İplikçi

“ Öyküde yaratıcılık ifadesi, bir alan sınırlaması yaparak, bağlantılı olduğu dış halkaları, yakın kategorileri de kendiliğinden işaret etmiş oluyor. İnsan, varlık özünden yükselen bir iç belirişi, estetik bir biçim içinde paylaşılır kılabilmek için bazı temel materyalleri kullanmak durumundadır; Objeler (mimari, heykel vb), renkler (resim), sesler (müzik), görüntüler (fotoğraf, sinema) sanatçının dışa vurum araçlarıdır. Her biri bir yaratma alanı oluşturan bu materyallere göre öykü, malzemesi dil olan başka bir yaratma alanının (edebiyat) verimidir. Bir dil eseri olan öykü ile mesela plastik yaratıcılık alanı ürünü mimari eseri kıyaslamak fazla verimli bir konu olarak görünmez. Öyküde yaratıcılık deyince, öncelikle dil içi kategori gelir akla. Dil içi yaratıcı metinler kategorisi...”

Alim Kahraman

"...bazı şeyleri saklamak, anlatma sanatının en eski özelliklerinden biridir. Anlatıcı dediğimiz kimse, taa kalubeladan beri, anlatacaklarının büyük bölümünü gizleyebildiği (dilaltı edebildiği) sürece kendini dinletebilmiştir ve bu nedenle bütün soylu hikayeler, görünen içerikle gizli içeriğin toplamından oluşur. Başka bir ifade ile, zamana meydan okuya okuya yüzyılların gerisinden süzülerek ilk günkü tazelikleriyle bize kadar ulaşan hikayeler, içlerindeki her şeyi bir şeye dayandırıp bolca açıklamalarda bulunan hikayeler değil, yapılarında karanlık noktalar barındıran hikayelerdir. Söylemeye gerek bile yok, zaten, karanlık noktası olmayan hikayenin ömrü, eğer son cümlesine kadar tahammül edilebilirse, ancak bir okumalıktır. “

Haşan Ali Toptaş

" Yaşamı elbette kendi özgünlüğümüzün, bireyselliğimizin süzgecinden geçirerek kendimizce anlamlandırırız. Ama gene de, tüm insanlar için ortak olan birçok öğe vardır yaşamda; başka bir deyişle hepimizce paylaşılan bir 'maddesi' var yaşamın! Sanatın da öyle! Bu maddeye özgün bir biçim vermezse kişi, yazdığı edebiyat olmaz."

Yıldız Ecevit

" Yazmanın en ilkel biçimi ağuyu iltihap gibi akıtmaktı. Daha gelişmiş bir tür, kanserleşen acıyı dışsallaştırmanın, nesneleştirip denetim altına almanın yöntemi olarak yazmaktı. Sonra, hepten karmaşık, çetrefil bir hal alıyordu yazmak: işte o zaman, kendine özgü ıstırabı başlıyordu. Zihnin bu yoğunlaşabilmeye ulaşabilmesi yıllar alıyordu."

Erendiz Atasü

“ Sözcüklerin söz düzenini bozmak, yıkmak, yeni bir gramerin diline ulaşmak yetmez. Şeylerin varoluşlarına da uzanıp onların düzenini de bozmak gerekir: Anlamı aşmak için bu şart. Yalnız sözcüklerin düzenini altüst etmekle şeylere yer açarız ancak, böylece onları daha bir ortaya çıkarırız.

Anlam sarsıntıya uğramadan çoğalmaz, büyümez, aşılmaz. Dondurulmuş olarak kalır.

Özneyi de ortaya çıkarmış olamayız (anlamı aşan özneyi). Toptan üstüne üstüne gitmeli söz düzeninin. Yeni bir grameri yazmak için. Ayrıca sözcükler de bozguna uğramalı.

Düş görmeli, sarhoş, tedirgin olmalı, fırtınaya tutulmalı.

Anlam yaralanmak: Yara almalı.“

İlhan Berk

“ İnsan köleler için yazmaz. Düzyazı sanatı, düzyazının anlam taşıdığı biricik yönetim biçimi olan demokrasi ile bağdaşır ancak. Biri tehlikede ise öteki de öyledir. Ve o zaman onları kalemle savunmak yetmez. Bir gün gelir, kalem durmak zorunda kalır; o zaman yazarın kalemi bırakıp silaha sarılması gerekir. Böylece, hangi yoldan gelmiş olursanız olun savunduğunuz görüşler ne olursa olsun, yazın sizi kavganın ortasına atıverir; bir kez yazmaya başladınız mı, ister istemez bağlanmışsınızdır."

Jean-Paul Sartre

“ İster tema diyelim ister niyet, ne olursa olsun, önemli olan öyküyü denetleyecek bir amacın olmasıdır. Bu denetleyici amaç, öykünün diğer öğelerinin temsil edilmesini ya da seçilmesini denetleyecektir. Kısaca, bir öykünün niyeti ya da amacı, diğer öğelerden ayrılabilir olmalıdır ve aynı zamanda bu öğeleri denetlemelidir.”

Rust Hills

“ Sadece ümitsizlik nedeniyle tanımlar getiririz. Bir formül gerekmektedir, hatta pek çok formül: en azından zihne bir haklılık ve yokluğa bir gösteriş sağlamak için... ancak keyfince kullanılabilen ve tesirsiz olan sözlü evrenimizin içinde emin oluruz. Varlık dilsizdir ve zihin gevezedir. Bunun adına bilmek denir."

E. M. Cioran

“ Dil ve biçem, kör güçlerdir; yazı tarihsel bir dayanışma edimidir. Dil ile biçem birer nesnedir; yazı bir işlevdir: yaratım ile toplum arasında bağıntıdır, toplumsal amacıyla dönüşmüş yazınsal dildir, insansal amacı içinde kavranan ve böylece tarihin büyük bunalımlarına bağlanan biçimdir."

Roland Barthes

“ Oysa yaşam (ve doğa), bizim dizgelerimiz, öğretilerimiz denli tutarlı değildir, doğru-yanlış ölçülerimizi aşan bir niteliktedir; yoksa bütün sanatçıların, kurdukları yapıtları bir de bilim adamlarına inceletmeleri gerekirdi. Hem sonra, ölümsüz doğru-yanlış ölçülerini nereden bulup çıkarabiliriz? Huxley, doğanın akıl dışı olduğunu anlattığı bir kitabında, "Karamazof Kardeşler" romanı için, "Bu roman öylesine tutarsızlıklarla doludur ki, onu doğadan ayıramazsınız" diyordu... Mavi bir portakal olduğunu Eluard'dan duyduktan sonra dünyamızı daha güzel bulmuştum. Fakat Aragon kalktı, bakın ne dedi ve sevincimi yarıda bıraktı: Portakal hamken mavi olurmuş, demek bu dize doğruymuş. Oysa, bu dizenin doğru olup olmadığını araştırmak benim aklımın ucundan geçmemişti. „

Melih Cevdet Anday

" Yaşam öykü anlatmaz. Yaşam kaotiktir, akıcıdır, rastlantısaldır; çözülmemiş, düzensiz bir sürü uç bırakır geriye. Yazarlar yaşamdan ancak sıkı, titiz bir seçmeden sonra bir öykü çıkarabilir, bununsa sahtelikten başka bir anlamı olmasa gerekir. Öykü anlatmak gerçekten de yalan söylemektir."

B.S.Johnson

" Bütün büyük edebiyat eserleri bir biçimi ya sona erdirir ya da bir yenisini başlatır, yani özel vakalardır."

W. Benjamin

"Hoş olmayan her şeyin üzerinden bakışlarınızı çabuk çevirerek geçiniz, her zaman, hiçbir şey görmüyormuş gibi yapınız: 19.yy.ın ahlak yasası kısaca budur."

Stefan Zweig

" Doğal olan, bencilliği barındırdığından ahlaksızdır: erdem iyi olmak için güdülerimizi kısıtlamamızı gerektirdiğinden yapaydır."

Baudelaire

" Kısa öykü, insanoğlunun yazgısına yöneltilmiş içli bir çığlıktır."

Tomris Uyar

" Metinde yarattığımız ya da öyle sandığımız bir denge durumudur, bir tür sağduyulu sezişle ayrımsanan. Bu sağduyulu seziş ki öbür adı yetenektir neyle beslenip geliştirilecek? Eskinin ve günümüzün ustalarını özümseyerek okumaktan başka? Merak etmeyin, hiç bir usta eskimez.

Hiçbir öykü tarzının hiçbir zaman modası geçmez, yeter ki öykünün esini okuyanın içinde, okuyana ait bir sese dönüşebilsin, 'ses olmadan’ onu çağıran bir sese. "

Erendiz Atasü

" Hiç bir yazın ürünü, gerçek yaşamın kötümserliğini geride bırakamaz. Bir kimyacı için, yeryüzünde temiz olan hiç bir şey yoktur. Yazar, kimyacı gibi nesnel olmalıdır.

Öznel bakış açısını bir kenara bırakıp, gübre yığınlarının doğada önemli rol oynadıklarını ve kötücül temel tutkuların, iyi tutkular kadar temel olduklarını anlamalıdır."

Anton Çehov

" Bizim genel dilde sözcük adını verdiğimiz şeyler değil, doğrudan doğruya insan zihnine özgü ruhsal birer iyelik olan göstergeler vardır... Gösterge... İki yönlü, iki yüzü olan bir öğedir. Bu iki yönü sürekli olarak birbirini anımsatır, birbirini çağırır..."

Doğan Aksan

” Bir metnin bir tek anlamı vardır. Ancak bu anlam, metin yüzeyinden sıyrılıp alınabilecek yalınkat bir yorum değil, tam tersine, metnin görünmeyen, soyut katmanlarından, somut, biçimsel, yazılı ve/ya da sessel katmanlarına dek çıkan çok yönlü, çok zengin bir tek anlamdır. Hiçbir metin anlamını doğrudan ver(e)mez.“

Zeynel Ayşe Kıran

" İmgelem; zihnin uzanışıdır. İmgelem; bireyin, bilinçli zihninin önbilinç eşliğinde doğup gelen fikirler, itkiler, imgeler ve her çeşitten diğer psişik olguyla topa tutuluşunu kabullenebilme yetisidir. "Düş düşleme ve görü görme" birbirinden farklı olanakları değerlendirme ve bu olanakları elinde tutmanın yarattığı gerilime dayanma yetisidir."

Rollo May

" Yazar, yaşadığı zamanın olgularına ayaklarını basmalı, ancak orada kalmamalıdır."

Şükrü Erbaş

" Sözcükler herkesin malıdır ancak cümle yalnızca yazarın."

Roland Barthes

” Unutarak yazar, okuyarak düşünürüz. Görülene bakma, yorumlama, sonrasında da dönüştürme düşüncesinin önünü açar okumalar."

Feridun Andaç

” Sanat yapıtı; sonsuz sayıda bakışa, sonsuz sayıda yanıt verir. 0, sürekli değişime yol açan bir devinim içindedir."

Luigi Pareyson

" İnsanın bir zaman duymuş olduğu bir duyguyu kendinde canlandırdıktan sonra, bu duyguyu başkalarının da aynen duyabilmesi için hareket, çizgi, renk, ses ya da sözcükler aracılığı ile onlara aktarması, sanat eylemi budur işte. „

L. N. Tolstoy

" Kısa öykü ele avuca sığmaz bir türdür, insanlık, sınırlarını belirleyemedikçe, çeşitliliğini korudukça, yazınsal tür olarak kısa öykü de sınırsız ve çeşitli olacaktır.

Her öykünün bir yazarı vardır ve her öykünün içinde en az bir öykü kişisi bulunur. Öykü kişilerinin her biri kendine özgü bir ideolojiye sahiptir. Bu durum da öykünün yapısının adeta bir dizi tabakadan oluştuğunu gösterir."

Max Weber

" Yazarlar ruh hallerini, duygu titreşimlerini kağıda dökmek isterken amaç ve sonuç uzaklığı ile karşılaşırlar. Çünkü o haller dile geldiklerinde başka bir şeye dönüşmektedir. Bu nedenle yazar, hem dili kullanmak hem de onu aşmak gibi bir açmazı yaşar. Bu paradoksu yaşayan yazar, bir anlamda dili yeniden yorumlarken dilin yeni olanak ve sınırlarını keşfetmek durumundadır."

Ferdinand de Saussure

" Kurulan öykünün öncesi ile yazılan öykünün sonrası arasındaki çizgide metiniçi/izlek/çevrenin açılım noktalarını görebiliriz."

Roland Barthes

" İnsan bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.”

Sartre

" Bir klasik, söyleyecekleri asla tükenmeyen bir kitaptır... Klasikle, bizim okumamızdan önceki okumaların izini üzerlerinde taşıyarak ve geçtikleri kültür ya da kültürlerde (ya da daha yalın bir dille, dil ya da görenekte) bıraktıkları izi peşlerinden sürükleyerek bize ulaşan kitaplardır."

Italo Calvino

" Üsluba kısalık ve özlüğü veren ve onu veciz ve birçok anlama gebe kılan şey düşüncenin ağırlığı ve kıymetidir."

Schopenhauer

“ Her gün, ilham gelsin veya gelmesin yirmi satır yazınız."

Stendhal

“ Bundan 20 yıl sonra yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin; dolayısıyla halatları çöz, güvenli limandan uzaklara yelken aç, rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.”

Aldous Huxley:

“ Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır. ”

Bertolt Brecht

“ Kurmacanın kurallarını kimse bilemez. İçgüdülerimize dayanabiliriz sadece. Her yol mubahtır ve yine her yol ifade etmek istediğimizi ifade eder. Bunu unutmayın, daima dürüst olun, sonuç hayret verici olacaktır.”

Virginia Woolf

“ Okuru okumadan evvelki halinde bırakan bir kitap, başarısız bir kitaptır.

J. Paul Sartre

“Hakikatler... artık onların yükünü çekmek istemiyoruz, ne de onlara kanmak veya suç ortağı olmak... Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum."

E. M. Cioran

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült