Paul Valery Ve Tinin Serüveni

J. C. Carloni & Jean C. Filloux


'Paul Valery (46) ereklerini ve yöntemlerini çok iyi bilen bir eleştirmendir. «Valery’ciliğe» yakından bağlı olan eleştirisi (47), yapıtın içinden kavranan, duygusal değil, ussal bir değişim aracılığıyla bir tinsel serüvenin yeniden kuruluşu olarak işler. Valery kendini bütünüyle koyar bu işe.

(46) Paul VALERY (1871-1945). Mallarmö, Leonardo da Vinci, Descartes üzerine ünlü denemelerinden Anatole France, Stendhal, Flaubert, v.b. portrelerine kadar, eleştiri yazıları dağınık olmakla birlikte çoktur. Bkz özellikle Variste, I, II, III, IV.

(47) Maurice BEMOL, La Mcthode Critiqiue de Paul Valery, 1950.

Eleştiri ve «Valery'cilik». — Valery’ciliğin özü, uzun ve çetin bir çabayla, benlik bilincine varmayı sağlayacak, genel bir tin kuramına varmaktır. Çünkü düşüncenin bilincine varmakla kendi düşüncesinin bilincine varmak aynı şeydir. Eleştiri yazıları, tinin ne olduğu konusunda bir bilgi edinme yolundaki şu zorlu çabanın bir parçasıdır. Öyleyse onun eleştirisinin ereğini genel tutumundan ayırmak güçtür: yazarlara, «başkaları»na ilgilenmesi, yapımlarının ve işleyişlerinin gizlerini arayarak onları «aşmak», onlara yukardan bakabilmek içindir, çünkü temel sorun bir tinin işleyişini yeniden kurmaktır.

Bir usu yeniden kurmak. — Bir öze indirgeme işlemine, ussal bir kişiliğin iç yasasına ulaşmak isterken, Valery eleştirisinin yöntemi, yılmak bilmez bir soyut imgelem çabasıyla, yaratıcının yaptığı çalışmayı kendi içinde yeniden yapmak olacaktır: bir tini kafamızda nasıl canlandırmalıyız? Descartes nasıl mümkündür?

Yaşam öyküsel yöntemin bu konuda hiç bir yararı yoktur. Çoğu kere yanlış olan öykücükler tehlikelidir. Üstelik, yaşam öyküsü derin «ben»den çok, özel «ben»i kavrar. Sonra, çok Valery’sel bir kurama göre, yapıtın nedeni yazar değildir, daha çok yapıt yazarı yaratır: bunun için, «tamamlanmış yapıta yöneltmeliyiz bakışlarımızı».

O zaman, eleştirmenin önündeki yapıt şöyle bir Çözümlemeyle kalmamalıdır. Bir bakıma yaratımın koşulları içine yerleşmek, yalnızca gerçek yapıtların değil, olası yapıtların da ilkesini ortaya çıkaracak biçimde yerleşmek gerekir. «Bir yazarı yeniden kurmaya çalışmak, onun yapıtlarından bambaşka, gene de yalnızca onun yaratabileceği bir yapıtlar yeteneğini yeniden kurmaya çalışmaktır.»

Ama, başka tinleri anlamayı ancak kendimizde ve kendimizle gerçekleştirebileceğimize göre, böylesine genel bir varsayım kurmak için, biricik yol araya benliğimizi sokmak, yani kendi «eleştirel benliğimize», örneksemeye başvurmaktır. «Şöyle bir düşünürsek, seçilebilecek başka bir yol bulunmadığını görürüz.»

Bu böyledir diye Valery bir yazarın yaşamını etkilemiş buhranların, yani Descartes'ta, Verhaeren’de olduğu gibi, düşüncesinin ilerleyişinde bir dönüm noktası olmuş, ussal buhranların incelenmesini küçümsemeyecektir; Valery bir yazarın başka bir yazar üzerindeki etkisinde somutlaşan, genel bir tinler kaynaşmasına ilgi duyduğu oranda, etkilerin incelenmesi de önemlidir.

Yargı ölçütleri. — İnsan ancak yapıtı yeniden kurma sırasında, kendi kendine bakarak bir yargıya varır, ve Valery, son çözümlemede, eleştirinin yargı demek olduğunu düşünür.

Böylece, Valery’ci eleştirmen, Yazar’ın Okur’la ilgili tasarılarına göre, yapıtın «arılığına» önem verecektir: yazar yazmak için mi yazıyor, yoksa çoğu kere şarlatanca bir kitle düşüncesiyle mi? Yapıtları ortaya koydukları tinsel çalışma açısından da değerlendirmek isteyecektir, çünkü «yapıtlar vardır, sürdüklerince tin kendi kendinden uzak olmayı sever; yapıtlar da vardır, bittiklerinde tin kendini her zamankinden de ilerde bulmaktan hoşlanır. Son olarak, yazarların, bilerek ya da bilmeyerek, sözcüklere verdikleri role göre, bilinçli olarak dile egemen olma düzeyinde ulaştıkları basamağa göre, tin bilimsel bir eleştiri de mümkündür.

Ussal değişimle olduğu kadar, eleştirel yargıyla da tin kendini deneyerek kendini yaratır. Öyleyse Valery yaratıcı bir özdeşleşme ister, genişlemiş bir bilince varma yoludur bu, şiirsel, felsefel, yazınsal belirişleri içinde insan tininin dramatik destanının bir tür tablosu olarak düşündüğü şu Ussal güldürü’nün yapısına konulmuş bir taştır. Ama büyük bir özeni değil miydi bu? Buna götüren yollar da çok dar değil miydi: örneksemesel bencilik, kimi zaman Taine’inkini andıran, gününü doldurmuş bir tinbilim, bir de Valery’nin kişiliğinin çoğu kere hiç de bulanık olmayan bir yansıması.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült