İnsanlarla ilgili iyi şeyler yazarken, karakterleriniz basmakalıp olmayan,
“kişisel” insanlar olmalıdır. Bunu gerçekleştirmek zordur. Gerçek kişi
hakkında çok fazla şey bilmek ya da yeterince bilmemek, başlıca zorluklar
olsa da, karakter oluşturma yollarının çok fazla olması da zorluk nedenleri
arasındadır.
Bir karakter oluşturmak istediğinizde, ilk önce karakterleştirmek istediğiniz insanı doğrudan anlatmayı düşünebilirsiniz. Yani bir karaktere ait görüşlerinizi, başka insanların onun hakkındaki görüşlerini ve karakterin kendisi hakkındaki görüşlerini açıklayabilirsiniz. Bu yöntem kuramsal olarak amatör bir yazar için oldukça sıkıntı vericidir. Ancak üslubunu oluşturmuş, keskin gözlemci olan olgun bir yazar için oldukça etkilidir. Özellikle romanda etkili olan bu yöntem, özetlenerek kullanılırsa, öyküde de etkili olur. Sinclair Lewis, karakterlerini oluştururken, bazen oldukça yalın, açıklayıcı ifadeler kullanmıştır:
Bay Tozer zayıf, sıradan ve İdarisi gibi, güneşten bitkin düşmüş haldeydi. Tıpkı onun gibi kısık gözlerle bakıyor, sessizliğini koruyor ve fendi fendini yiyordu. (Aırowsmith)
Daha sonra karakterle ilgili kısa bir açıklamada, birkaç cümle kullanmanız gerekebilir. Önemli olan, bu cümlelerin, açıklamalarınızın doğal bir parçası olarak görünmesini sağlayabilmenizdir.
İkinci olarak, karakter oluşturma yöntemleri arasında, yalnızca bireyselliği yansıtan belli başlı ve etkin ayrıntıları kullanarak, karakterinizi betimleyebilirsiniz.
Üçüncü olarak da, bir kişinin nasıl biri olduğunu göstermek için, kendisinin yarattığı her zamanki çevresini ya da yabancı bir çevreye olan tepkisini kullanabilirsiniz.
Karakter oluşturmanın dördüncü yolu, bir insanın düşüncelerini, bilinç akışı biçiminde ya da denetim altına alınmış biçimde kullanmaktır.
Beşinci yol, karakterinizin diğer insanlara gösterdiği tepkilerin gösterilmesidir.
Altıncı yol, karakterinizi konuşturmaktır.
Yedinci olarak, küçük ve her zamanki gibi bir zamana, bir yere özgü davranışları ya da bütün bir öyküye ait davranış biçimini de katarak, karakterin davranışlarım kullanabilirsiniz.
Sağlıklı bir sonuç verdiği sürece, konuşmaların ve davranışların gösterilmesi, karakter oluşturmada en etkili yöntemdir. Ancak iyi bir anlatı incelendiğinde, bu yöntemlerin birkaçının bir arada kullanıldığı görülebilir. Eğer insanlar hakkında yazmak zor görünüyorsa, büyük olasılıkla kendinize şu soruyu soruyorsunuzdur: insanlar hakkında yazacak kadar, onları nasıl iyi tanıyabilirim ve nasıl tarafsız olabilirim? Yazılı anlatımda (ve gerçek yaşamda) bir insanın temel özelliğini yansıtan sürekli ve önemli bir niteliği konusunda karar vermeniz gerekebilir. Eğer bir personel elemanı seçiyor olsaydınız, insanları yargılamadaki kurnazlığın temel özellik olduğuna karar verebilirdiniz. Evlenmeyi düşünüyor olsaydınız, sadakatin temel özellik olduğuna karar verebilirdiniz. Yazmak için hazırlanırken, örneğin bir insanın parfüme olan düşkünlüğünün önemli olmadığını düşünürsünüz. Eğer estetik kaygısı olan, sıradan olmayan bir insansanız, bir insanın güzelliğe olan kayıtsızlığının, onun temel özelliği olduğunu düşünebilirsiniz. Çoğumuza göre, insanın acı çekmesine kayıtsızlık, önemli bir özelliktir. Aynı zamanda pek çoğumuza göre de cömertlik, cimrilik, iyilik, zalimlik, dürüstlük ya da şerefsizlik, bazen cesaret ya da korkaklık, bir insanın temel özelliği olarak görülebilir. Bir yaratıcı yazarlık çalışması kişisel değerlerin dile getirilmesi olduğu gibi, sizin temel bir özelliği seçişiniz de, dürüstçe bir bireysel tercih sorunudur. Bazen karakterinizin başarılı olmasına ya da onu mahvetmesine yol açabilecek bir özelliği seçebilirsiniz; bazen de yalnızca sizi eğlendiren küçük bir zaafını... Önemli olan kişisel buluşlarınızı anlatmanızdır.
Karakter oluştururken, niçin temel bir özelliğin vurgulanması gerekir? Bu soruya başka bir soruyla cevap verilebilir: Atıcılık yeteneğinizi geliştirirken, niçin bir ahırın duvarını hedef almak yerine, bir boğanın gözünün içini hedef alarak hedefinizi daraltırsınız? Bir insanla ilgili yazarken, onun kurumuş bir iskelet gibi sert olduğunu düşünmeyin. Siz ona iyi davranırsanız, o da size temel özelliklerini ele verecek şeyler söyleyebilir. Sizin, karakterinizi yansıtacak temel özelliklere gereksiniminiz varsa, buna okurların da gereksinimi vardır. Okura her şeyi anlatmak yarar sağlamayacak, büyük olasılıkla kafasını karıştıracaktır. Böyle bir metin, yoğunlaştırılmış bütünlükten yoksun, belli belirsiz göndermelerle düzenlenmiş olarak kalacaktır. Örneğin karakteriniz küstah biriyse, bunu öykünüzde yalnızca bir kez söylemeyin; onun küstahlık etmesine bütün öykü boyunca izin verin. Değişik biçimlerde bu özelliği vurgulayın.
Ne zaman insanlar hakkında yazarsanız yazın, temel karakterinizin etten ve kandan oluştuğunu gösterme yeteneğiniz, sizin için gerçek bir sınavdır. Bir kuklayı, kendi kendine hareket eden bir makineyi, genelleştirilmiş bir soyutlamayı, düz, tek boyutlu bir figürü değil, tam tersine çok yönlü, bireysel, üç boyutlu bir figürü anlatmayı tercih edersiniz. Başkaları tarafından yazılmış bir öyküyü okurken, bazen kendinizi o öyküdeki karaktere cevap verirken bulursunuz; onun odaya girişini görür, sesini ya da nefesini duyarsınız, kaslarınızı onunkilerle gerersiniz; eğer onun seviyorsanız, onunla umutlanır, onun için korkarsınız. Eğer ondan hoşlanmıyorsanız, başkaları için umutlanır, ondan korkarsınız; onun tavırlarını ve zihninin işleyişini anlarsınız. Onu zihninizle izleyebiliyorsanız, karakteriniz sizin için capcanlı görünür.
Okurlarınız için karakterlerinizi yaşama geçirebilir misiniz? Belki de hiç kimse size tam olarak karakterlerinize nasıl yaşam kazandırabileceğinizi söyleyemez. Edebiyatın nasıl etten ve kandan oluştuğu yanılsamasını size anlatacak sihirli bir formül yoktur. Karakterlerinizi tanımanız en iyi yoldur. Burada işe yarayan iki varsayımdan söz edilebilir: Birincisi, karakterinizi aklınızla ve duygularınızla anlamanızın, onu yaşama geçirme şansınızı artıracağıdır. İkincisi, bilinçli bir çabayla, karakterinizin ayrıntılarına nüfuz ettiğiniz takdirde, ona yaşamın kıvılcımlarını verebileceğinizdir.
Profesyonel yazarlar temel karakterlerini tanımak için büyük çaba harcarlar. Dördüncü romanını yazmakta olan bir yazara, bir grup öğrenci onun yöntemlerini sorduğunda, “Yoo, hayır! Plan yapmam,” cevabını alır. Oysa yazar konuşurken, dosyasından köydeki başlıca ağaçlar ve evlerle ilgili bir taslağı, temel düşüncesinin bir özetini, plan senaryolarını, sonuç paragraflarının sözcüklerini ve karakterlerinin yaşamöykülerinin taslaklarını çıkarıyordu. Temel karakteri için atalarını kapsayan bir özet, geçmiş yaşamı, çevresel etkileri, mesleki uğraşılarını, gelecekle ilgili hedeflerini, fiziksel görünüşünü, duygusal güdülenmelerini kapsayan taslaklar vardı. Temel karakterlerini, kendi ailesindeki ve çocukluğunu geçirdiği çevredeki insanların sorunlarını kullanarak oluşturuyordu. Aynı zamanda, temel karaktere nüfuz ediyordu. Deneyimli yazarlar öykü yazmadan önce çok fazla sıkıntıya girdiklerine göre, sizin de yazmaya başlamadan önce karakterlerinizi tanımaya çalışmanız gerekmektedir.
Bir karakteri nasıl tanırsınız? İnsanları izleyerek başlayabilirsiniz. Şu sorulardan bazıları size yardımcı olabilir: Kişinin yüzü gerçekte neye benziyor? Gözleri, ağzı, burnu ile ilgili neler ona özgüdür? Yüz ifadesi kolayca değişiyor mu? Onu farklı durumlarda, örneğin sevdiği bir kızla, sevdiği bir erkekle, güvenmediği biriyle konuşurken, kendini yetersiz hissederken, mutluyken, mutlu etme kaygısı içerisindeyken, pazarlık ederken, uyuyakalmışken, resmi ya da sosyal bir olaya hazırlanırken izleyin. Saçının rengi, yapısı, biçimi neye benziyor? Ellerini ve ayaklarını nasıl kullanıyor? Jestleri ve mimikleri nasıl? Nasıl yürüyor? Uzun adımlarla mı, sallana sallana mı, sinsi sinsi mi, sendeler gibi mi yoksa asker gibi mi yürüyor? Kas hareketleri nasıl? Bunlar onun dürtülerini ve amaçlarını belirliyor mu? Düşünürken gözlerini kısıyor mu? Şaşırdığı zaman parmaklarını ısırır mı? Kendisinden daha düşük ya da yüksek gördüğü insanlarla birlikteyken, savunmasız yakalandığında nasıl davranıyor? Yüzünün belirli bir ifade biçimini alması, içinden geçen duyguları ele veriyor mu? Onu fiziksel ayrıntılarından seçtiğiniz özelliklerle bir karakter olarak betimleyebilir misiniz?
Karakteriniz nasıl konuşur? Sözcükleri uzatarak mı, cümlelerin sonunu yutarak mı konuşur? Ses tonu gür mü, rahat mı, gergin mi, çınlayan biçimde mi? Yazı diliyle mi yoksa konuşma diliyle mi konuşuyor? Deyimlere yer veriyor mu, yoksa geleneksel ya da betimlemelerle mi konuşuyor? Gözlerinizi kapattığınız zaman, özgün bir konuşma duyuyor musunuz? Nasıl gülüyor?
Herhangi bir karakter üzerinde çalışırken, fiziksel ayrıntıların değişen ve değişmeyen yanları olduğunun farkına vardığınızda, daha dikkatli gözlem yapmalısınız. Örneğin, karakterinizin gözleri mavidir, diyelim. Ama mutluyken daha açık mavi, kızgınken daha koyu mavi olsun. Sesi de her zaman aynı olsun ama ruhsal durumuna göre değişebilsin. Davranışları da aktif ve pasif olduğu zamanlarda değişebilsin. O zaman, karakterinizi her durumunda iyi gözlemlemeniz gerekecektir. Fiziksel ayrıntıları gözlemlerken duygularınızı kullanmayı, aklınızla da karakterinizi anlamayı öğrenmelisiniz. Onun eğilimleri, zevkleri, ilgileri, favori sporları, okudukları, alışkanlıkları, arzuları hakkında ne biliyorsunuz?
Eğer karakterinizin arzuları güçlü ise, bunlar iradeleri tarafından denetlenebiliyor mu? Benliği güçlü mü? Önyargıları nelerdir? Kendi başına olduğu zamanlarda en çok ne düşünür? En iyi arkadaşlarıyla görüşmekte isteksiz olduğu zamanlardaki düşünceleri nelerdir? Bu düşüncelerini birisine anlatır nu? Bu sorular karakterinizi tanımaya yetmese bile, onun hakkında neler bildiğinizi ortaya çıkarması açısından yararlı olabilir.
Duygularınızı ve aklınızı kullanırken, karakterinize yönelik tavrınızın ne olduğunu tanıyın. Onu seviyor, ona hayranlık duyuyor ya da ona saygı mı duyuyorsunuz? Onu kıskanıyor ya da ona acıyor musunuz? Ona karşı nefret mi duyuyorsunuz? Sizi kızdırıyor mu? Duygularınız onu analiz edemeyecek kadar karışık mı? Bazen, “her şeyi bilmek her şeyi affetmektir”; bazen değer yargılarınız, bir karakteri anladığınız gibi sizi sempatiden uzaklaştırabilir ve size pozitif bir nefret verebilir. Karakterinizi gözlemledikten sonra eğer kendinizi tarafsız ya da ılımlı bulursanız, onun hakkında yazarak boşuna zaman kaybetmeyin.