Metinsel Yoksulluk Ve Metinlerarasılık

John Fiske


Popüler metinlerin yoksul metinler olduğu eleştirisinin gerisinde, bir metnin oldukça işlenmiş, tamamlanmış, kendi kendine yeten, saygı görmeye, korunmaya değer olması gerektiği biçimindeki sınanmamış bir sayıltı yer almaktadır; üniversiteler, müzeler ve sanat galerileri böyle metinlerin koruyucusudurlar. Ancak birer nesne olarak metinler popüler kültürde yalnızca meradırlar. Bunlar insanların gündelik yaşamlarıyla bütünleştirilmedikçe genelde (üretim maliyetlerini düşük tutmak için) çok az işlenmiş, tamamlanmamış, yetersizdirler. Bunlar takdir edilecek ve saygı duyulacak nesneler değil, saygısızca kullanılabilecek kaynaklardır.

Çoğu çağdaş kültür kuramı tüm metinlerin eksik olduğunu, yalnızca metinlerarası düzeyde ve alt anlama tarzları içinde araştırılabileceğini savunur. Gelgelelim metin çözümlemesi, koruma ve sergileme yönündeki toplumsal, akademik pratikler hala “estetik" metne popüler metinlere layık görülmeyen bir tamamlanmıştık, kendine yeterlik ve saygınlık atfediyorlar. Popüler metinler kullanılmak, tüketilmek ve hırlatıp atılmak içindirler, çünkü bunlar yalnızca anlamın ve hazzın toplumsal dolaşımındaki failler olarak, birer yoksullaştırılmış nesne olarak işlevlerini yerine getirirler.

Bir moda müzesindeki kot pantolon büsbütün anlamsız değildir sergideki öteki giysilerle ilişkilerine bağlı olarak yirminci yüzyıl Amerika’sı hakkında birtakım genel anlamlar taşıyabilir ama yine de yoksullaştırılmış bir metindir. Bunların anlamı, yalnızca metinler arası düzlemde, ticari olarak tanıtılma biçimleri, kullanıcıları tarafından giyilme, üzerilerine konuşulma/düşünülme biçimleri, basının ve toplumdaki öteki yorumcuların onlar hakkında yaptıkları yorumlar da işin içine katılarak kavranabilir. Bir başka deyişle, popüler kültür araştırması anlamların dolaşımı araştırmasıdır bir metni ayrıcalıklı bir nesneymiş gibi ele almak, bu dolaşımı belirli (üzerinde anlaşılmış) bir noktada yapay biçimde dondurur, metnin rolünü abartır. Popüler metin bir nesne değildir aktör bir kaynaktır.

Dolayısıyla Madonna (bakınız Reading the Popular; 5a ile 5b bölümleri), kimi feministler açısından ataerkil değerlerin yeniden kazınması, kimi erkekler açısından teşhirci hazzın bir nesnesi, birçok kız hayran açısındansa güç kazanma ve özgürleşme aktörü işlevini görür. Madonna bir metin olarak hatta bir metinler dizisi olarak toplumsal dolaşıma girene dek tamamlanmamıştır. Onun toplumsal cinsiyet politikası metinse iliğinde değil işlevselliğinde yatar. Madonna örnek bir popüler metindir, çünkü çelişkilerle doludur kadın cinselliğinin ataerkil anlamlanın içerdiği gibi, bu anlamlara direnen, kendi cinselliğinin kendisine ait olduğunu, onu dilediği gibi kullanabileceğini, bunun için de erkek onayına ihtiyaç duymadığını belirten anlamlan da içerir. Onun metinselliği hem ataerkiyi hem de ataerkiye karşı kaygılı, istikrarsız bir gerilim içinde direnme biçimlerini gösterir. Madonna aşırıdır, apaçıktır; cinselleştirilmiş kadın bedeninin tüm normlarını aşar, çıplak göbeği aracılığıyla bunların apaçıklığını açığa vurur. Göbeğini cinselleştirmesi, ataerkinin kadın bedeninin belli kısımlarını erotikleştirmesine yönelik bir parodidir o kuşkuculuğun kol gezdiği ataerkil bir metindir.

Madonna, tek başına yeterli bir metin olmaktan çok uzaktır, kültürel etkileri yalnızca kendisinin çok yönlü ve çoğunluk birbiriyle çelişkili dolaşımlarında araştırılabilecek bir anlamlar kışkırtıcısıdır. Popüler kültür metinlerarası düzlemde dolaşır, bunlar arasında birincil metinler (özgün kültürel metalar Madonna’nın kendisi ya da bir kot pantolon), bunlara doğrudan gönderme yapan ikincil metinler (reklamlar, basın haberleri, eleştiriler) ve gündelik yaşamda sürekli işleyen üçüncül metinler (sohbetler, kot pantolon giyme ya da apartmanlarda oturma, vitrinleri seyretme biçimleri ya da bir lise dans gösterisinde Madonna’nın hareketlerine öykünme biçimleri) yer alır (bakınız, Fiske 1987a, 1987b). Madonna’ya ilişkin tüm metinler ister birincil, ister ikincil, isterse üçüncül metinler olsun yetersiz ve eksiktir. Madonna yalnızca kendi anlamlarının ve hazlarının metinlerarası dolaşımıdır, o bir metin, bir kişi değil, işleme konulmuş anlamlar dizisidir. Madonna yalnızca dolaşımdaki anlamların en görünür kılındığı anlar olan metinlerde ve metinler arasındaki ilişkilerde araştırılabilecek olmasına karşın, metinlerin kendileri anlamlandırma nesneleri değil, popüler kültürün aktörleri, örnekleri ve kaynaklarıdırlar.

The Shining adlı sinema filmi İngiltere’de gösterime girdiğinde, basın farklı toplumsal sınıflar çerçevesinde bir dizi anlamı dolaşıma sokmuştu. Üst kesim okura seslenen gazeteler filmi bir Stanley Kubrick filmi olarak lanse ettiler; filmin önemli anlarıtnı (Örneğin, koridorlardaki uzun, insanı ürperten takip çekimlerini) Kubrick’in imzasını taşıyan anlar olarak belirlediler, filmin metinlerarası ilişkilerini yazar-yaratıcı çevresinde düzenlediler. Öte yandan, boyalı basın onu bir tür filmi olarak tanıttı; onu öteki Kubrick filmleriyle değil, korku filmleriyle ilişkilendirdi, en önemli sahneler diye en Ürkütücü anlarını seçtç filmi yazar merkezli değil tür merkezli karşılaştırmalar içinde değerlendirdi. Spare Rib feminist okurlar tarafından kadınların kurbanlaştırılmasının başka bir aktörü gözüyle okunarak metinlerarası düzlemde ataerkil sinemayla ve metinlerarasılığın en geniş, en apaçık siyasal anlamı dahilinde kültürle ilişkilendirildi.

Metinlerarasılık salt popüler kültüre özgü değildir The Shining’in “yüksek” kültür okumalarının da merkezindedir, ama orada başka bir biçimde işler. Yazar-sanatçı çevresinde düzenlenmiş yüksek kültüre özgü metinlerarası ilişkiler, tür ya da toplumsal cinsiyet politikası etrafında düzenlenenlere göre daha sınırlayıcıdırlar, üstelik bunlar işlenmiş bir nesne olarak metnin statüsüyle daha iyi uyum sağlarlar. Gerçekten de yazar-sanatçının saygı nesnesi metin ya da sanatçı değil oyuncudur, oyuncuysa, tıpkı Madonna gibi, yalnızca metinlerarası düzlemde varolur. Hiçbir konser, albüm, video ya da albüm kapağı yeterli bir Madonna metni değildir. Metinlerarası yeterlik, metinlerden anlam üretirken popüler üretkenliğin merkezindedir.

Popüler kültürdeki bireysel metnin yoksulluğu yalnızca metinlerarası okuma pratikleriyle değil, aynı zamanda geçiciliği ve tekrara dayaklığıyla da bağlantılıdır. Bu yoksulluk yalnızca kültürel meraların sürekli yeniden üretimini talep eden endüstrinin değil, aynı zamanda popüler kültür güçlerinin gereksinimleridir. Bireysel metnin yoksulluğu yanında anlamların sürekti dolaşımına yapılan vurgu, popüler kültürün, gündelik yaşamın rutinleriyle kolaylıkla uyum sağlayabilme etkisi bulunan tekrarla ve süreklilikle donandığı anlamına gelmektedir. Dergiler haftalık ya da aylık olarak yayımlanırlar, kasetler durmadan çalınırlar, televizyon dizileri arkası yarınlar şeklinde gösterilirler, giysiler giyilir, giyildikten sonra atılırlar, video oyunları boyuna oynanır, spor takımları her maçta İzlenir. Hiçbir metin yeterli olmadığı için, hiçbir metin bitmiş bir nesne olmadığı için popüler kültür tekrar üzerine kurulur. Kültür yalnızca kesintisiz bir süreçteki anlam ve hazlardan oluşur.

Tamamlanmamış olmaları yüzünden tüm popüler metinlerin de sızıntıya açık sınırlan vardır; birbirlerinin içine sızarlar, gündelik yaşamın içine sızarlar. Tıpkı yaşam ile metin arasındaki ayrımlar gibi metinler arasındaki ayrımlar da geçersizdir. Popüler kültür yalnızca metinlerarası bir düzlemde araştırılabilir, çünkü yalnızca metinlerarası dolaşımda varlığını sürdürür. Birincil ile ikincil metinler arasındaki karşılıklı ilişkiler, ikisi arasındaki tüm sınırları aşar; aynı şekilde, üçüncül metinlerle öteki metinler arasındaki ilişkiler de metin ile yaşam arasındaki sınırlan aşar. Bourdieu'nun (1984) da savunduğu üzere, yüksek kültür karşısında popüler kültürün ayırt edici temel özelliklerinden birisi, estetik ile gündelik yaşam arasındaki herhangi bir uzaklığı kesin biçimde reddetmesidir (bakınız 6. bölüm). Bu estetik uzaklıktan yararlanan, burjuvazinin göklere çıkardığı tamamlanmış, saygıyı hak etmiş metindir.

Demek ki popüler kültür metinleri gediklerle, çelişkilerle ve yetersizliklerle dolu metinlerdir. Estetik eleştirinin “başarısızlık" diye gördükleri, popüler metnin okurcul okumalara davetiye çıkarmasını olanaklı kılar; bunlar farklı bağlamlarda, farklı okuma anlarında farklı “konuşmalara" olanak tanır, ancak bu özgürlük onu sınırlamaya çalışan metinsel (ve toplumsal) güçlere karşı daima mücadele halindedir. Popüler metin, kapalılık ile açık uçluluk güçleri arasındaki, okurcul ile yapınıcıl arasındaki, yeğlenen anlamın türdeşliği ile okumaların ayrışıklığı arasındaki mücadelelerin metnidir. Toplumsal düzenin disipline sokucu güçleri ile bu gücün karşısındaki çok yönlü dirençler arasındaki mücadeleyi yeniden üretir ve yeniden yaratır, aşağıdan yukarıya güçlerin çokluğu daha tekil olan yukarıdan aşağıya güce karşı farklı biçimlerde mücadele ederler.

Popüler metinler belli anlamlar ile belli hazlar sunmak zorundadırlar popüler anlamlar metin ile gündelik yaşam arasındaki İlintilerden yola çıkılarak kurulurlar. Popüler bazlar bu anlamların insanlar tarafından üretilmiş olmasından, onları üretme gücünden elde edilirler. Ne denli uygun olursa olsun, hazır anlamlan kabullenmekten çok az hal alınır. Haz, hem kaynaklardan anlam üretme gücü ve sürecinden hem de bu anlamların onlarınkilere karşıt durumda bulunan kendimizinkiler olmasından kaynaklanmaktadır. Popüler hazlar bastırılmış olanların hazları olmak zorundadırlar. Bunlar muhalif, sıyrılmacı, skandalım$ı, saldırgan, bayağı ve direnç Öğeleri içermek zorundadırlar, İdeolojik tarafından önerilen hazlar sessizleştirici ve hegemonyacıdır; bunlar popüler hazlar olmadıkları gibi popüler hazlara da karşıt olarak işlerler.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült