Kısa Kısa: Anlık Öykü

Robert Shapard


Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile Kokmaz mı aynı güzellikte?

(Romeo ve Juliet)

BU SEÇKİDEKİ bütün öykülerin uzunluğu bir sayfa ile beş sayfa arasında değişiyor. Hepsi de Amerikan yazarların kaleminden çıkmış öyküler. Bir kısmı bildik, ama öykülerin büyük çoğunluğu son yıllarda yayımlanmış.

Çok yeni olmaları ve kimi zaman da çağcıl öykü anlayışıyla aralarında çok büyük farklar olması nedeniyle, bu yapıtlara başlangıçta ne ad verilmesi gerektiğini kimse bilmiyordu. Kısa kısa öyküler mi? Kurmacalar mı? Ya da bütünüyle farklı bir şey mi? Yazın eleştirmenleri şu ana kadar bu konuda pek bir şey söylemedi. Bu nedenle bunları yayımlayan editörlere ve özellikle de bu öykülerin yazarlarına. Nedir bunlar? Neden bu tür öykülerle bu kadar sık karşılaşmaya başladık? diye sorduk. Araştırmalarımız sonucunda bu kitabın ilk biçimini "Blastexs" ("Patlangaçlar") geçici başlığıyla gönderdik.

"Patlangaçlar" mı? Evet. Bu terimden o kadar emin değildik, ama işe yarayabileceğini ve kuşkusuz akılda kalıcı olduğunu düşündük. Çalışma metinlerinin arasında bu yapıtlarla ilgili görüşlerimizi içeren bir giriş yazısı da vardı. Başlangıçtan itibaren çok kısa olan her türlü kurmaca örneğine açıktık. İster düzyazı taslağı, İster düzyazı şiir, ya da adlandırılmamış başka bir tür olsun, çok geçmeden bu

Kısa öykü Amerika'da o kadar başarılı olmuştur ki birçok insana göre ulusal bir tür biçimine dönüşmüştür: İtalya için opera neyse, Amerika için kısa öykü odur. Bu örnek olarak alındığında, kısa kısa öykü denen şeyin kısa öyküden çok daha genç olduğunu düşünmek akla yatkındır.

yapıtların en iyi örneklerinin, en doyurucu bütünlük taşıyanlarının ve genelde de en çarpıcılarının bu öykü türünün kapsamına girdiğini gördük. Bu oldukça rahatsız ediciydi; çünkü bazı okurların, bu kısa kısa yapıtların, kendileri için önem taşıyan tek tür olan çağcıl kısa öykünün parçacıkları olduğunu düşünerek bunları göz ardı edebileceğini biliyorduk.

Tür on dokuzuncu yüzyıl boyunca gelişmesini sürdürmesine karşın, Brander Matthews, 1901 'de kısa öyküyü bir tür olarak romandan ayıran ve gerçekte de kısa öykü terimini ilk kullanan kişi olarak anılır. Kısa öykü Amerika'da o kadar başarılı olmuştur ki birçok insana göre ulusal bir tür biçimine dönüşmüştür : İtalya için opera neyse, Amerika için kısa öykü odur. Bu örnek olarak alındığında, kısa kısa öykü denen şeyin kısa öyküden çok daha genç olduğunu düşünmek akla yatkındır. Kısa kısalar bir alt kategoridir. Belki de bir alt-altkategori oluştururlar.

Kuşkusuz bunlar çok gerilerde kaldı. Kısa kısa öykü ismi göreceli olarak yeni olabilir, ama türleri olan mesel ve fabl, söylence ve vaazlardaki kıssalar kadar eskidir. Çok alıntılanan klasik kısa kısa örneği Petronius'un "Efes'in Dulu" hiç azımsanmayacak bir ilk örnektir. Ortam güncelleştirilirse kolaylıkla çağdaş bir kısa kısa öykü olarak algılanabilir. Çağcıl kısa öykünün, kısa kısa biçimler, gerçekçiliğin çok benimsenmesi ve gerçekçiliğin yayılmacı örneği olan roman gibi birçok eski öykü tekniğinin bir uyarlaması olduğunu düşünüyoruz.

Neredeyse hiçbir noktada görüş birliği sağlanamadı. Yeni kısa kısa öykülere gösterilen ilginin editörlerin isteklerinden; günümüzde yaşanan bilgi bolluğundan, betimleyici yapısı ve karakter gelişimiyle çağcıl kısa öykünün geleneksel biçimine karşı süregelen bir başkaldırıdan; ölümlülüğümüzün bilincinde olmamızdan kaynaklandığını söylediler.

Kısa kısa öykünün bu denli ilgi görmesi 1960'lı yıllarda kurmacalar olarak adlandırılan deney ve söz oyunu ruhuyla başladı. Öykülerle birlikte kurmacalar, düzyazı taslakları ve düzyazı şiirler de Robert Coover'ın "Tri-Quarterly"nin "Küçük Öyküler" özel sayısında yayımlandı. O günden bu yana geniş bir yazınsal dergi yelpazesinde gitgide daha çok ilgi görmeye başladı bu öyküler.

Çalışma örneklerini gönderdiğimiz editör ve yazarlardan, bu eğilimle ilgili görüşlerini, bizim bu biçimle ilgili bakış açımızı onaylamalarını ya da değişik öneriler getirmelerini istedik.

Tüm beklediğimiz birkaç nazik yanıttı.

Ama korkunç bir gürültü koptu.

Örnekleri gönderdiğimiz hemen hemen herkes kamı üzerinde düşünmüş, kısa kısa öykülerle, kısa kısa öykü geleneği ve bugünkü gelişimi, bunları yazma ve okuma güdüleri, sone, gazel, halk masalları, mesellerle nasıl karşılaştırılabileceğiyle ilgili tartışmaya uzun ya da kısa hazır olduklarını söylemelerine şaşmamamız gerekirdi. Neredeyse hiçbir noktada görüş birliği sağlanamadı. Yeni kısa kısa öykülere gösterilen ilginin editörlerin İsteklerinden; günümüzde yaşanan bilgi bolluğundan, betimleyici yapısı ve karakter gelişimiyle çağcıl kısa öykünün geleneksel biçimine karşı süregelen bir başkaldırıdan; ölümlülüğümüzün bilincinde olmamızdan kaynaklandığını söylediler. Bize "en iyi" kısa kısa öykülerin ve yazarların bir listesini, kendi öykülerini ve başkalarının öykülerini gönderdiler. Uzunluk konusunu tanıştılar: kimi iki bin sözcük yetmez, derken, kimi de iki bin sözcüğün sınır oluşturması konusunda ısrarlıydı. Sadece bir tanesi gönderdiklerinin uzun öykülerden parçacıklar olduğunu söyledi. Hemen hemen hepsi kısa kısa öyküyü, başlı başına bir tür olarak benimsiyordu.

Bütün bu yanıtların büyüleyici birer fotoğraf olduğunu, bu tür ve günümüzle ilgili sesleri içerdiğini duyumsadık. "Sonsöz" bölümünde sunduğumuz bu yazılarda, değişik seslerin arasına katılmaya, onlarla tartışmaya ve düşünmeye çağırıyoruz sizi. Sonsöz bölümünü dörde ayırdık : "Gelenek" ve "Yeni Bir Türe Doğru" başlıklı ilk iki bölümdeki yazılar kuramla ilgili; "Bir Uygulama" başlıklı üçüncü bölümse öykü yazılması, özellikle de kısa kısa öykülerin yazılmasıyla ve kısa kısa öykülerin üniversitedeki yazma derslerinde kullanımıyla ilgili notları içeriyor.

Çağdaş kısa kısa öyküyü yeni yeni ortaya çıkan, bütünüyle yeni bir tür olarak gören yazarlar arasında, türün ancak kendi adını kazanınca tam olarak doğup yerleşebileceği konusunda ısrar edenler var.

Ötekiler açıkça ya da üstü kapalı olarak uzlaşma sağladılar: dünyamızı dil aracılığıyla, adlandırarak yaratırız.

Ama bütün bu değişik görüşler nedeniyle, başlangıçta yanıt aradığımız, Nedir bunlar? sorusundan oldukça uzaklaştık. Ancak bir konu odağa yerleşti, yıldırım gibi sürekli çakıp durdu. Önerdiğimiz "Patlangaçlar" geçici başlığıyla ilgili bir orta yol, bir sınırlama ya da belirsizlik yoktu.

İnsanlar taraf tutmayı niçin bu kadar benimsemişler? Ne de olsa bir ad yalnızca bir addır.

Çağdaş kısa kısa öyküyü yeni yeni ortaya çıkan, bütünüyle yeni bir tür olarak gören yazarlar arasında, türün ancak kendi adını kazanınca tam olarak doğup yerleşebileceği konusunda ısrar edenler var. Ötekiler açıkça ya da üstü kapalı olarak uzlaşma sağladılar : dünyamızı dil aracılığıyla, adlandırarak yaratırız. Bu nedenle geçici olarak kullandığımız başlık önemli bir sorunu ortaya çıkardı, bu yapıtların özellikleri nasıl belirlenmeli ve tanımlanmalı.

Kuşkusuz her biri sorunu resmi, ya da ciddi olarak ele almadı. "Patlangaçlar" başlığını benimseyenlerden birkaçı, örneğin John L’Heureux, sanatta, özellikle de akademisyenler arasında, biraz daha fazla kabalık, sıradanlık ve dünyevilikle ilgilenilmesi gerektiğini düşünüyor. Biraz canlılık getirilebilir. Eğlenmenin ne zararı var?

Öte yandan, büyük çoğunluk arasında, öfke olmasa da alınma duygusu gözlenmedi değil. Aralarında François Camoin'in de olduğu birkaç kişi, başlığımızın müshili çağrıştırdığını düşünüyor. H. E. Francis bir satış yutturmacasına benzediğini söylüyor; Barbara L. Greenberg ise erkeklerden çok kadınları rahatsız edeceğinden emin. Paul Theroux başlıktan nefret ettiğini, John Updike da iğrenç bulduğunu söylüyor. "Playboy"dan Alice K. Turner, "Çocukların kırmızı ve pembe, tatlandırılmış, balonlu çikletlerine benziyor," yorumunu yapıyor. Ancak eleştirmenlerimizden çoğu farklı terimler önerme konusunda cömert davrandılar: çabuk kurmaca, mini, mikro ve flaş kurmaca; daha kısa öyküler ve en kısa öyküler; çelimsiz kurmacalar ve kendinden zengin kurmacalar. Bunlardan hiçbiri bize çekici gelmedi.

Ancak "Patlangaçlar"ın yazgısı kötüydü. Başlangıçta biz de kuşkuyla bakıyorduk, önerdiğimiz geçici başlığı, kesin olarak görmüyorduk zaten. Çoğunluk, haklı olarak, bu yapıtların en iyileri arasında büyük bir kısmının, en eğlendirici ve en güçlü olanlarının, hiç de patlamadığını belirtti. Daha sakin, daha yumuşak başlı olanlar bu başlıkla kapsam dışında kalıyordu. "Patlangaçlar" şaşırtma konusunda çok ağır, çok tekil bir vurgu taşıyordu. Bir anda olup, bir anda bitmesiyle korkutucu bir etki taşıyordu. Böylece, en azından, bu yapıtlara ne dememe konusunda neredeyse bir uzlaşma sağlanmış oldu.

Amerikalı yazarlara göre, bu öykülerin en önemli özellikleri, yaşamın kendisidir. Son derece yoğunlaştırılmış, son derece yüklü, sinsi, çok yönlü, anlık, ürkütücü, kışkırtıcı, düş kırıklığına uğratıcı olan bu kısa kısa öyküler, biçimi kargaşanın küçük köşelerine gizleyip, romanın iki yüz sayfada yaptığını bir sayfada yapıyor.

Tam Jonathan Penner'a "bu küçük krallıklara" herhangi bir isim dayatılmasına karşı önerisine hak vermek üzereyken, Robert Kelly'nin mektubu geldi : "Bence bu kısa kısa olgular (Anlık Kurmaca en çok bunu sevdim, patlangaçları değil, çünkü hepsi patlamıyor, ama hepsi birdenbire oracıkta beliriveriyor) son günlerin en önemli olayı."

Anlık. Hiç uyarmadan, Latince subire'den, gizlice girmek. Görünmeden, çarçabuk, Anlık. Evet.

Yazarların bu terime nasıl tepki vereceğini merak ettik. Hemen hemen hepsi sevdi bu terimi, yalnızca sesi nedeniyle değil, türü temsil etmesi açısından da sevdiler. Hatta yazarlardan biri kısa kısa öykülerini yazarken yaşadığı süreci anlık sözcüğünün tam yansıttığını söyledi. Robert Coover bu yeni başlıktan esinlenerek "Anlık Bir Öykü" yazdı.

Şimdilik tartışma sona erdi, ancak geçici başlığa yönelik tepkileri "Sonsöz" bölümünün dördüncü kısmında "Atlambaçlar, Kapanlar ve Patlangaçlar" başlığında bir bölümde topladık. Son olarak, ya da başlangıç olarak, işin özüne ulaşmak için öykülerin içine girmeniz gerekiyor, çünkü bu yapıtlar onlara ne ad verirsek verelim, varlıklarını sürdürecekler. Düşünceli okurlar bilirler ki öykünün özü kuramda az da olsa yer alsa da, uzunlukta bu hiç söz konusu olamaz.

Amerikalı yazarlara göre, bu öykülerin en önemli özellikleri, yaşamın kendisidir. Son derece yoğunlaştırılmış, son derece yüklü, sinsi, çok yönlü, anlık, ürkütücü, kışkırtıcı, düş kırıklığına uğratıcı olan bu kısa kısa öyküler, biçimi kargaşanın küçük köşelerine gizleyip, romanın iki yüz sayfada yaptığını bir sayfada yapıyor. Zamanı durdurup aşmayı başarabilirlerse eğer bu öyküler. Ama her şeyden önce yaşayan sesler olarak karşımızdalar.

(Robert Shapard ve James Thomas'un yayıma hazırladığı, Sudden Fictian: American Short-Short Stories, Gibbs M. Smith Deregrine Smith Books, 1986 adlı kitabın giriş yazısı)


 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült