Gündelik Dil Yerine Edebi Dili Kurarak Yazmak

Aydın Şimşek


Gündelik dili dönüştürmeden metin dili oluşturmak olası değildir. Birçok şey sıradan bir dili, dilin özensiz kullanımını besler. Yazarın anadilini tüm olanaklarıyla, mümkünse kusursuzca kullanması metnin esasını oluşturur. Yazarın kendi dilini kurması ancak ana dilinin yapısını keşfetmesiyle mümkün olacaktır. Sonrasındaysa bu dili, edebi dile dönüştürmek için birçok deneysel çabaya girecektir. Dil üzerinde deneysel çalışmalar yapmak zorunludur. Anlatının özgünlüğe ulaşabilmesi için, “edebi anlatı'ya dönüştürülmesi gerekecektir. Dolayısıyla anlatı sanatının serüvenine katılabilmek için yoğun bir dil bilincine, dil araştırmasına ve çalışmasına gereksinim vardır.

Yazarın karşısında onlarca anlatı biçimi durmaktadır. Yazarın dili oluşturan unsurları öğrenmesi, bu unsurların yapılarını çözmesi, kendi dilini anlatısını kurması açısından gereklidir. Yazarın yazınsal estetik yapı kurabilmesi ve yaratıcılığını özgün anlatıya dönüştürebilmesi için dili hem denetim altına alınması, hem de yeni anlatı arayışlarına taşıması gerekir.

"Rus biçimcileri... şu ikileme dikkat çektiler: Anlatıya olayların sıradan ve anlamsız bir biçimde dile getirilmesidir (bu durumda ancak anlatıcının ya da yazarın sanatına, yeteneğine ya da dehasına güvenerek anlatıdan söz edebiliriz rastlantıya ilişkin bütün söylense! biçimlerde durum böyledir) ya da başka anlatılarla ortak olan, çözümlemeye açık bir yapı içerir; bunu dile getirmek için çok sabırlı olmak gerekir; çünkü, en karmaşık rastlantısal olan He en yalın düzenli olan arasında bir uçurum vardır ve hiç kimse, birim ve kurallardan oluşmuş örtük bir dizgeye başvurmadan bir anlatıyı düzenleyemez-üretemez."

Bir yandan dilin edebi üretimi, metni anlaşılabilirlik sorunuyla karşı karşıya bırakırken, diğer yandan da öte anlamların da dil içi bir olanak gibi görülmesi "özgün yazma' sürecinin zorluğuna işaret ediyor. Bizden önce yazılmış romanların, öykülerin, dramatik metinlerin ve diğerlerinin dil yapılarına, kuruluş biçimlerine, yazarların dili nasıl kullandıklarına başvurmadan kendi metinlerimizi nasıl oluşturacağız? Diğer yandan da bu örnekleri tekrarlayarak yazacaksak, yazdığımız metinler zaman tarafından, tarih tarafından çok öncelerden içerilmiş olmayacak mıdır?

Bu nedenle dil ve edebi metinler arasında oldukça karmaşık, ama iç içe geçmiş ilişkiler vardır. Bu sorunlu alanda her yazar zaman zaman tökezler. İşte yazarın kendi dilini kurması, özgün bir dile sahip olması için, dilin içerisinde epeyce pişmesi gereklidir. Dil ve onun işleyiş biçimlerini bilmeden, yazı edebi kimlik edinemez. Tabii ki yazar da.

Dil, metni kuran temel araçtır. Yazarın amacı dilsel bir dizi oluşturmaktan çok, dilsel bir düzen oluşturmaktır. Düşüncenin, duyarlıkların açıklanmasında, tutkunun ya da avareliğin imlenmesinde, güzel ve çirkinin yaşatılmasında, daha birçok şeyde anlatı dille gerçekleştiriliyor. Dil yazar tarafından, anlatının kalınlaştırılması için yazınsal bir karaktere dönüştürülüyor. Bizi sözden yazıya geçiriyor. Öyleyse gündelik dilden, onun olanaklarından bir yazı dili yaratacağız; kimimiz bu dile üst dil diyeceğiz, kimimiz de metin dili. Ne dersek diyelim gündelik dilin yapısına girip, onun aynasıyla bakacağız hayata, ama söyleme eşlik etmekten kurtarıp gündelik dili, bir tür "yazılı anlatıma' dönüştüreceğiz.

Yazılı anlatıda ise, dil içi bir düzey yakalamak zorunludur. Her düzey bir işlemdir. Anlatılmak istenen konu-izlek çevresinde, anlam bütünlüğüne ulaşmak için, oradan da metnin bütünlüğüne ulaşabilmek için belki onlarca, yüzlerce dil içi işlem yapmak gerekecektir. Bu göze alınmadan yazı göze alınmamalıdır. Öyleyse yazar, anlatısının dilsel düzeyinden emin olabilmek için, kendini birçok kez sınayacaktır. Bu sınamanın yapılacağı yer ise, dil bilinciyle açıktan ilintilidir. Dil bilincine sahip olmadan, anlatı bilinci de oluşturulamaz. Ancak edebi anlatılarda dil, işaret eden olmakla sınırlı değildir. Gündelik hayatla sınırlandırılmış anlamlarını taşımasından çok daha fazla bir işlevi vardır edebi dilin. Anlatacağımız şeyin ya da şeylerin hem kendisi olduğunu, hem de karşıtının olduğunu söyler, söylemelidir dil, böylelikle de metni edebi açıdan değerli kılan çok anlamlılığın önünü açar.

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült