Esin Perisi Fikri

Giorgio Agamben


Heidegger, Le Thor'da, uzun ağaçların gölgesinin serinlettiği bir bahçede verirdi seminerini. Kimi zaman köyden çıkıp Thouzon'a ya da Rebanquet'e doğru yürür, seminere zeytinliğin ortasına gizlenmiş küçük bir kulübenin önünde devam ederdik. Bir gün tam seminer sona ermek üzereydi ki, etrafını saran öğrenci kalabalığının sorularından bunalan filozofun ağzından sadece şu söz çıktı: "Benim sınırımı siz bilebilirsiniz, ben değil." Filozof bundan yıllar önce, bir düşünürün büyüdüğünün kendi iç sınırına sadakatiyle ölçüldüğünü, bu sınırı konuşulamaz olana yakınlığından dolayı bilmemenin varlığın nadir zamanlarda verdiği gizli bir hediye olduğunu yazmıştı.

İfşa olabilsin diye saklılığın sürdürülmesi, hafıza olabilsin diye unutkanlığın sürdürülmesi: İşte bu ilhamdır, esin perilerinin insanı, sözcüğü ve düşünceyi birbiriyle uyumlu kılan coşkusudur. Düşünce, sadece bu saklılıkta kaybolduğunda şeyini aramayı bıraktığında şeye yakınlaşır. Ona dikte edilen budur; Sözcüğün hayat bulabilmesi ve özne tarafından manipüle edilmemesi için (pek açık ki kendi kendime esin veremem), saklılıkla ifşa, nisyanla hafıza arasında bir diyalektik olması gerekir.

Ancak bu saklılık aynı zamanda, etrafında karakterin ve kaderin karanlığının kesifleştiği cehennemi çekirdektir; düşüncede büyüyen söylenmemiş olan, onu deliliğe sürükler. Ustanın görmediği şey kendi hakikatidir: Ustanın sının, başlangıcıdır. Görülmemiş, açığa çıkarılmamış olan hakikat kendi Batı'sına geçer; kendi amanthis'ine* kapanır.

"Bir filozofun şu veya bu uzlaşma adına, şu veya bu tutarsızlığa düşmesi makuldür; kendisi de bunun farkında olabilir. Ancak onun farkında olmadığı, bu apaçık uzlaşma imkanının en derin köklerinin, kendi başlangıcının kifayetsiz gösteriminde olduğudur. O yüzden, eğer bir filozof gerçekten bir uzlaşmaya başvurduysa, takipçileri onun için ezoterik farkındalık biçimini almış olan şeyin ne olduğunu, filozofun farkındalığının Batıni-esas içeriği temelinde, açıklamak zorundadırlar.”

Başlangıcın kifayetsiz gösterimi, onu esin perilerinin mekanı olarak, ilham olarak kurar. Ancak yazabilmek, bize de ilham verebilmek için, öğretmen kendi ilhamını bastırmak, onunla yüzleşmek zorunda kalmıştır, ilhamını bulan şairin eseri olmaz. Düşünceyi kendi batışının gölgesinden çekip alan bu ilham yitimi, esin perisinin ifşasıdır: Fikir.

* (İng. çev.) Mısırlıların ölümden sonra ruhların ikamet ettiği yere verdikleri isim.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült