Bir Felsefe Fantazisi: Taormina

Füsun Akatlı


Nescafesine süt koymayı unutarak, otobiyografik romanına başlıyor, Hilmi Yavuz’un bakışımlı karakteri Yusuf Horoz. Yani, HY ile YH inisyallerinden de başlayabilir bakışım (simetri). Bir sözcük: Taormina

Taormina: bir imge... en küçük ortak böleni bu. Bir denizin iki kıyısına kurulmuş ve bir kıyıdaki bölümü, öbür kıyıdakinin izdüşümü gibi tasarlanmış bir kent, bir ülke olarak algılanabilir Taormina. Öyle sunulmuş. Bu adda, “Taormina” sözcüğünde, anlatı boyunca sürülen izlekçelerden de giderek, “Tao”cu bir esinti sezinlemek mümkün. Ama sezinlemelerin iğvasına kapılmak, çok yanıltıcı da olabilir bu okumada. Kitabın bütünü için geçerli bu uyarı! Çünkü H. Yavuz, bu 100 sayfalık küçük metni, hep anıştırmalar, göndermeler, çağrışım uçları ile örmüş. İrili ufaklı tuzaklar gözüyle de bakabilirsiniz bunlara.

“Taormina”, çok oyuncaklı ve sürprizli bir kitap. Okuma deneyimlerim, bu tür girişimleri benim için hep çok çekici kılmıştır. Yine aynı deneyimler; okunanlar üzerine düşünülenleri, kurulanları paylaşma ve tartışma düzlemine taşındıklarında, “Taormina”nın okurlarını şimdiden belirli kategoriler içinde düşünme eğilimi doğuruyorlar bende. Bir bölük,hayır, iki bölük!okuru çok sinirlendirecek bir kitap bu. Anlarının referanslarına, anıştırmalarına, zeminine döşeli felsefe taşlarına yabancı olan ve bundan ötürü anlamakta iyice zorlanacak olanlar, kızacaklar. Hep kızarlar. Zaten, okuma uğraşının “meşakkatlerinden” yılan, “mihneti zevk edinme” hünerini edinmemiş olanlardır bu bölükteki okurlar. Hoş, sanmam ki Hilmi Yavuz da bu kitabına bir “best seller” yazgısı öngörmüş olsun!


İkinci bir bölük okur da, tam tersi nedenlerle öfkeleneceklerdir “Taormina”ya: Anlamadıkları için değil, anladıkları için! Kendi alanlarına girildiği, tekellerinin zorlandığı, kimi ayrıcalıklarının ihlal edildiği ve elbette !girişilen işin başarılamamış olduğu duygu ve düşüncesiyle.

Gerçekten de, benim “ahir zaman mazmunları” diyeceğim izlek ve motifler üzerine kurulu Yavuz’un tüm anlatısı. “Ayna”, “İkiz”, “Öteki” bunlar hep, birinci bölükteki öfkeli okuru iten, ikinci bölüktekileri çeken, gizemli malzemeler.

Hilmi Yavuz; Ludwig Wittgenstein’a, İtalo Calvino’ya, Elias Canetti’ye, Aristoteles’e, David Pars’e, James Gritfin’e, İbn Sina’ya, Fernando Pesna’ya, Walter Benjamin’e, Louis Althusser'e, Rene Descartes’a, Ali Emiri Efendi’ye, Marguerite Yourcenar’a, Rainer Maria Rilke’ye, Eşrefoğlu Rumi’ye, Antonio Machado’ya, v.d. ile özellikle Guido Ceronetti’ye (bu zatı da tanıyacaksınız Taormina’da) teşekkür ediyor, bu kitabın yazılmasına katkıda bulundukları için.

Söz konusu “v.d.”nin içinde; Dostoyevski, Bilge Karasu, Borges, Orhan Pamuk, Enis Batur v.d.'nin bulunup bulunmadığı merak edilir edilmesine; ama doğrusu bu, sadece, H. Yavuz birtakım adları sayıp birtakımlarını saymadığı için akla gelen ikinci bir soru.

Aslında Taormina; arka planıyla, tek ve çift sayılarla bölümlenişindeki bakışım ve metonimi düzeniyle, “oyun”a dayalı mantığıyla, özgün bir entelektüel metin. Topolojik çözümlemeleri, paradigmasentagma eksenlerini, imbilimsel (semiotik) göndermelerini ayrı çukursanız, yer yer, halis muhlis bir felsefe metni. Bir yanıyla da, bir parodi, bir pastiş belki.

Benim, bu kitabın tümünü okuduktan sonra, topu topu iki itirazım oldu: “imgelemleme” sözcüğü ile Gıyaseddin’in ‘‘Acaib’ül Letaif’inden alıntılanan bölümlerin Taormina ya eklemleniş biçimi beni rahatsız etmeseydi, kitaptan dört dörtlük bir okuma hazzı devşirmiş olacaktım. Yine de, etkin bir okumayla Taormina anlatısından kazanılacakların hakkını vermeye, bu iki itiraz (eleştiri) hiç engel değil.

Daha ayrıntılı bir çözümleme ve değerlendirme için, yerimiz dar. Ama zaten, Taormina’ya kılavuzsuz girmenin heyecanını, bir eleştiri yazısıyla değişmenizi tavsiye etmezdim

 * Taormina. Hilmi: Yavuz, Afa Yayınları, İst. 1990.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült