Bilimkurgu Romanı

Nuran Özlük


Orhan Duru, “Bilimkurgu” başlıklı yazısında bu türü “Olmaz olmaz deme! Olmaz olmaz!”[1] ifadesiyle niteler. “Çünkü bilimkurgu olabileceklerle, olması olanak içinde olanlarla ilgilenmektedir.”[2] Duru, bilimkurgunun ne olduğunu belirttiği yazısında Kingsley Amis ve Michel Butor’un konu ile ilgili görüşlerine de yer vererek yazısına şöyle devam eder: “Bilimkurgu yazını Kingsley Amis’in de belirttiği gibi bilim ve teknik alanda yeni buluşlara ya da varsayımlara giderek bunların kurgusal yollarla ileri götürülmüş biçimlerine dayanan bir durumu ele alır ve bu durum üzerine kurar öyküsünü, romanını. Söz konusu bilim ve teknik alanındaki gelişmeler yeryüzünde daha ortaya çıkmamış olabilir. Gelecekte ortaya çıkması mümkün görülüyorsa sorun yoktur. O da olmadı başka yıldızlarda var olduğu yazarca ortaya atılan bilimsi ya da tekniğimsi verilere göre yaratılmış bir durum da ele alınabilir. Michel Butor: ‘Bilimkurgu bilimin izin verdiği oranda mümkün olabilecek olanı kullanan bir yazındır, gerçeklikle sınırlandırılmış bir düşçülüktür.’ diyor. En iyi tanımı yapıyor belki de böylece. Çünkü bilimkurgu aslında çağdaş birtakım gerçeklerden başlayarak bunları gelecekte ya da başka dünyalarda uzatır ve geliştirir düşsel yöntemlerle. Bu nedenle bilimsel gerçeklerden ya da günümüz gerçeklerinden uzaklaşamaz tam olarak...

Bilimkurgu yazarı ya bugünün çağdaş bilim ve teknik gelişmelerini ya da bunların kısa sürede gerçekleştirecekleri sanılan etkilerini dikkate alır, bunlar olmazsa gelecekte var olacağını öne sürdüğü bir bilimsel gelişmeye dayandırır öyküsünü. Bu bilimsel gelişme ya da teknik buluş salt uydurma da olabilir, çağımızdaki bir varsayımın uzantısı da olabilir. Örneğin Jules Verne, çağdaş bilim verilerine saygılıdır ve onların dışına çıkmaz pek. Öyküleri öğretici nitelikte bilimsel tanımlar ve kuramlarla doludur. Verne, aya adam gönderirken füzenin itme gücünü, yer çekiminden kurtulması için gereken zamanı ve başka güçlükleri hesaba katar.”[3]

Bilimkurgu ve popüler bilimsel eserleriyle şöhret kazanan Isaac Asimov bir söyleşisinde bilimkurguyu şöyle tanımlar: “Bilimkurgu, insanın bilim ve teknoloji seviyesindeki değişimlere verdiği tepkilerle meşgul olan bir edebiyat dalıdır.”[4]

Ursula K. Le Guin, “Kadınlar Rüyalar Ejderhalar” başlıklı yazısında “Bir bilimkurgu hikayesi bilimsel gerçekleri inkar etmemeli, Chip Delaney’nin deyimiyle bilinen bilgilere ters düşmemelidir.”[5] der.

Science Fiction After 1900’da Brooks Landon için bilimkurgu, değişim edebiyatıdır. Değişimi konu edinen ve merkezine alan bir edebiyat türüdür. Landon görüşlerini destekleyebilmek için Robert Heinlein’in 1941 yılında ABD’nin Colorado eyaletinin Denver şehrinde yapılan 4. Yıllık Bilimkurgu Kongresi’ndeki konuşmasına ve Frederick Pohl’ün de görüşlerine başvurur:

Heinlen: “Bilimkurgu edebiyatının, haddizatında en bayağı, basmakalıp ve saçma olanın bile dünya gerçekten değişiyor varsayımı üzerine oturduğu için tedavi edici bir değeri olduğunu düşünüyorum.”

Pohl: “Günümüzde dünyanın en büyük gerçeği değişimdir ve bilimkurgu edebiyatı, diğerlerinden farklı olarak, tamamen bu değişim hakkındadır.”[6]

Landon’a göre bu yazarların hiçbirinin tartışmadığı şey, bilimkurgunun kendisini güçlü bir şekilde doğru olduğuna inandırdığı, ister hızlı ister radikal isterse zaman içerisinde aşamalı olarak ama bir şekilde dünyanın en iyi değişimle anlaşılabileceği varsayımıdır.[7]

Birçok popüler tür, bir zamanda donmuş kalmış bir dünya algılamasına bağlılar, öyle bir dünya ki onun özellikleri ve kuralları kitaptan kitaba aynı kalır. Fakat bilimkurgu, referans gösterilen dünyadaki değişimden ortaya çıkar, kurgulanan dünyalarda değişimi tasavvur eder ve okuyucusunun içinde bulunduğu dünyayı da değişime hazırlar. En başlarda bilimkurgu sadece bir tarz olarak yorumlansa da daha sonra tatmin edilemeyen ve sayısız yönlerde ilerleyerek bir mega tarz, zamanla dışarı dünyadaki sınırları hatta sanatı zorlayan bir kavram olmuştur.[8]

Sadece basılı bir fenomen olarak görülen bilimkurgu, 1940’lardan sonra gelişmiş hatta 1993’te 1370 sayfalık bir ansiklopedi haline gelmiştir: The

Encyclopedia of Science Fiction[9]

Octavia Butler, bilimkurgu ile ilgili şu sonuca değinir: 1. Eğer değişime inanırsanız onun için hazırlanabilirsiniz 2. Eğer değişime inanırsanız onun için çok daha iyi hazırlanırsınız.[10]

Yazarların bilimkurgu türüyle ilgili vardıkları ortak karar, insanoğlunun dünyadaki baş döndürücü bilimsel ve teknolojik gelişmeden etkilenmesi ve bu etkilenmişlikleri bilimsel, teknik bir dille veya anlatımla edebiyat alanına taşımasıdır.

Dünyada “science fiction” olarak adlandırılan bu türün Türkçe karşılığını bulma çalışması Orhan Duru tarafından 1973 yılında yapılmıştır:

“Science fiction sözcüğünün Türkçe yeterli bir karşılığını bulma bir ölçüde güç. Ama bu sözcük science fiction olarak kullanıldığı dillerde de yani İngilizce ya da Fransızca’da içerdiği anlamı tam olarak karşılamıyor. Çünkü öteden beri varolan bir yazın türüne sonradan takılmış bu ad. Aynı dillerde

science fiction sözcüğü dışında science fantasy, speculatif fiction, anticipation gibi deyimler az da olsa kullanılıyor. Öyleyse biz de science fiction sözcüğüne Türkçe bir karşılık ararken daha özgür olabiliriz.

Türk Dil Kurumunun yayımladığı Batı Kaynaklı Sözcüklere Karşılık Bulma Denemesi adlı betikte science fiction karşılığı olarak düşbilimsel yapıt deyimi öneriliyor. Burada düşbilim sözcüğü daha çok düşlerle uğraşan bir bilim dalı söz konusu imiş gibi bir düşünce uyandırıyor insanın kafasında. Denemeyi hazırlayan kurulun üyelerinden Tahsin Saraç daha sonra bana düşsel bilim deyimini kullanabileceğimi söyledi. Bu deyim de güzeldi ama işin içine düş sözü girince yeterli olamayacağı kaygısı uyandı bende. Ayrıca düş sözcüğü başka bir yazın türünü ilgilendiriyordu daha çok.

Science fiction sözcüğü açık biçimde iki sözcüğün birleşmesinden ortaya çıkıyor. Türkçede de aynı kuruluşa gitmeli miyiz, sorusu geliyor akla. Aynı biçime gitmekte söz konusu yazın türünün gereği, yarar olduğunu sanıyorum. Bileşik sözcükte yer alan science yani bilim sözcüğünden Türkçe karşılık ararken cayamayız. Çünkü bu yazın türünün bilimle ya da bilimin uzantıları ve uygulamalarıyla yakın bir ilintisi var. Geriye kalıyor fiction. Bu sözcük için öteden beri çeşitli önerilerde bulunulmuş. Eski bir sözlükte yapıntı karşılığını buldum. Ali Püsküllüoğlu, Öz Türkçe Sözlük’ünde uyduru sözcüğünü öneriyor. Bu kez fiction sözcüğünün aslında kafada biçimlendirme, kafada kurma anlamına geldiğini düşünerek kurgu sözcüğünü düşündüm. Kurgu sözcüğünün ne anlamlara geldiğini araştırdım. TDK’nin 1942’de yayımladığı bir felsefe ve dilbilgisi terimleri sözlüğünde speculation karşılığı kurgu, speculatif karşılığı kurgul sözcükleri öneriliyordu. Gene TDK yayınları arasında çıkan Yılmaz Çolpan tarafından hazırlanan Ataç’ın Sözcükleri adlı sözlükte Ataç’ın imagination, hayal kuvveti karşılığı olarak kurgu gücü, hayali karşılığı kurgul sözcüklerini kullandığını gördüm.

Böylece fiction karşılığı olarak kurgu sözcüğünü kullanmanın daha yerinde olacağı kanısına vardım. Sonuçta science fiction karşılığı olarak bilim kurgu sözcüğü çıktı ortaya. Bu sözcük de ötekiler gibi öneriden öteye gidemez ama şimdilik duyduğumuz gereksemeyi giderir sanıyorum.”[11]

Science fiction, Orhan Duru’nun vurguladığı gibi edebi türün adı olarak uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bütün romanlar kurgulama esasına dayanır.

Orhan Duru gibi duygusal yaklaşmadan baktığımızda bilimkurgu türü de fantastik unsurlar içeren romandır aslında. Bilinen bir mekanda yaşayan, bilinen insan özellikleri taşıyan bir kişi uzaya giderek orada yaşamını devam ettirebilir veya uzaydan gelen yaratıklar tarafından ziyaret edilebilir. Bu, tespit ettiğimiz ikinci tür fantastik romana benzerken uzayda yeni gezegenler ve bu gezegenlerde yaşayan varlıkların yaratıldığı romanlar[12] birinci tür fantastiğe dahil edilebilir görünmektedir. Ancak bilimkurgu ile fantastik roman arasındaki bariz farklılıklar, bu iki türü birbirinden net bir şekilde ayırmamızı kolaylaştırmaktadır.

Yukarıda görüşlerine başvurduğumuz yazarların açıklamalarında olduğu gibi bilimkurgunun bilimsel içerikli olması, bilimsel dayanaklardan yola çıkması, sebep sonuç ilişkisini dikkate alması fantastik roman için söz konusu değildir.

Fantastik romanda psikoloji/psikiyatri bilim dalı söz konusu olabilirken bilimkurgu romanında astronomi, kimya, fizik özellikle kuantum fiziği, matematik gibi bilim dallarının verilerinden faydalanılır.

Bilimkurgu romanını hızla gelişen teknoloji güdülerken fantastik roman mitoloji,[13] masal, destan, menkıbe, efsane, halk hikayesinin unsurlarıyla beslenir.

Fantastiğin yüzü ağırlıklı olarak geçmişe veya halihazıra dönükken bilimkurgunun yüzü daha çok geleceğe yöneliktir. Şimdiki zamandan veya geçmişten bahsedilirken vuku bulan fantastik olaylar veya kişiler bilimsel terminoloji veya teknolojik imkanlarla açıklanıyorsa bu da bilimkurgunun sınırları içerisinde incelenmelidir.

Fantastik ile bilimkurgu arasındaki bir diğer fark ise bilimkurguda yazar fantastikte olduğu gibi okuyucuyu tedirgin etmek, tereddütte bırakmak amacı gütse de olayların mutlaka bilime dayalı bir açıklaması olduğudur.

Bir yaşanmışlık örneği konuyu doğrulayacaktır: 1944 yılında Amerika’nın atom bombası hazırlıkları gizlilik içerisinde yürütülürken o dönemde basılan bir bilimkurgu dergisinde yayımlanan bir öykünün atom bombasının nasıl yapıldığını gerçeğe oldukça yakın bir şekilde anlatması FBI’ı telaşlandırmıştır.[14]

Bütün bu açıklamalar sonucunda oldukça yaygın ve yerleşmiş kullanımı olmasına rağmen “science fiction”ın “bilimkurgu” değil de “fiction” kelimesinin “roman” anlamından hareketle bilim romanı ya da bilimsel roman şeklinde adlandırılması çok daha isabetli olur.

 


 

19 Orhan Duru, “Bilimkurgu”, Türk Dili, C. XXVII, No: 256, 1 Ocak 1973, s. 334.

A.y.

[3] A.y., s. 335. Ayrıca bkz.: Orhan, Duru, “Olasılıklar Yazını Bilim-Kurgu”, Evrensel Kültür (88) 4.99, 1992, s. 22-23.

[4] Isaac Asimov, “Isaac Asimov ile Söyleşi”, Başka Dünyalar Mümkün, Çev. V. Fırat Bozçalı, Haz. K. Murat Güney, İstanbul, Varlık Yayınları, 2007, s. 44. Ayrıca bkz.: Isaac Asimov, “Bilim Yazarı Isaac Asimov’la Geleceğe Yolculuk [Bir Konuşma]” Çev. Cüneyd Tandoğan, Türk Dili Dergisi 10 (59) 3/4.97, s. 17-19. Isaac Asimov, “Başka Dünyalarda Hayat”, Bilim Dergisi, C. 1, No: 9, Kasım 1982, s. 79-81.

[5]        Guin, “Kadınlar Rüyalar Ejderhalar”, a.g.e., s. 129.

[6]        Brooks Landon, Science Fiction After 1900, New York and London Routledge, 2002, s. xi.

[7]        A.e., s. xii.

[8]        A.e.

[9]        A.e., 2002, s. xv.

[10]      A.e., s. xi-xii.

[11]      Duru, a.y., s. 332-333.

[12]      Bilim Dergisi bilimkurgu yazarlarının keşfettikleri gezegenlerin bir listesi yayımlamıştır: Hal Clement: Mesklin, Harry Harrison: Pyprus, Frank Hebert: Arrakis, Pierre Boule: Soror, John Norman: Gor ya da Karşı Dünya, Anne Mc Caffrey: Pern, Ursula K. Le Guin: Gethen, Christopher Stasheff: Gramarye Philip Jose Farmer: Irmak Dünyası, Poul Anderson: Mirkheim, “Bilimkurgu Yazarlarının Keşfettikleri Gezegenler”, Bilim Dergisi, C. 1, No: 4, Haziran 1982, s. 94-97.

[13] Ayrıntılı bilgi için bkz.: Bilge Seyidoğlu, Mitoloji Üzerine Araştırmalar, İstanbul, Dergâh Yayınları, 2002.

[14]      Duru, a.y., s. 336.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült