Bernard Shaw

Sabahattin Engin


Aydınlık ve pırıl pırıl mantığı, hazır cevaplılığındaki olgunluk, konuşmalarındaki çekicilik, eğlendiricilik ve düşündürücü edası ve sosyal konulardaki usta eleştiriciliği ile 19. yüzyılın son yirmi yılıyla 20. yüzyılı damgasını vurmuştur.

 Shaw büyük bir sanatkar olduğu kadar, güçlü bir psikologdu. Biz bu yazımızda onun tiyatro yazarlığındaki özelliklerinden söz edecek anekdotlarından, esprilerinden örnekler vereceğiz.

 Shaw’a göre “Sanat modern çağların dinidir. Tiyatro binaları ise modern çağların katedralidir. Sanatlar içinde en önemlisi ve etkilisi ise tiyatro yazarlığıdır. “Çünkü telkin imkanı en çok olan sanat dalı tiyatrodur.

Yazar hemen hemen bütün oyunlarını bir veya birkaç fikrin savunması için bir araç olarak kullanmıştır. Genel olarak komedi yazarı olan Shaw, seyirciyi sahneye bağlayabilmek için, güldürmenin şart olduğunu düşünmemiştir. Ama oyunlarında kendi güldürü yeteneğini gerektiği gibi kullanmıştır. Onun komedi yazış tarzı kendinden öncekilere benzemez. Komedilerini bir gaye için yazar. Piyeslerini konusuna uygun kuruluşlarla geliştirir. Oyunların baş kişileri Moliere tersine önce normaldir. Oyun ilerledikçe kişiler konu gereği komik durumlara düşerler.  Shaw, Moliere gibi komik unsuru kişinin yaradılışından veya herhangi bir eksikliğinden almaz. Cemiyet karşısındaki tutumundan, öteki kişilerle çatışmasından alır.

Shaw’ın konuları acıklı değildir. Duyguyu ikinci planda bırakır. Hayatı olduğu gibi görmeyen, yüksekten seyreden kişilerin, birden gerçekle karşılaşmalarından alay eder. Öyle ki, oyunun başında yiğit, kahraman etkisi bırakan kişi oyun ilerledikçe, cemiyetin kurallarıyla küçülür. Korkaklaşır.  Shaw’a göre bu gibi durumlarda kişi küçülür ama, suç onun değildir. Cemiyetindir. Bu yüzden yazarın kişileri komik duruma düştükten sonra kötü duruma düşerler. Cemiyet onları hakkı olmadığı halde traji komik bir havanın içinde bunaltır durur.

Shaw’ın oyunlarında hemen daima kişiler bir prensibe bağlıdırlar. İnançlarına sahiptirler. Oysaki bu prensip ve inançlar insanın yaradılışı ile ilgisi bulunmayan ögelerdir. yaradılışla ilgisi bulunmadığı halde ona uymak isteyen insanın sürçmeleri, onları komik duruma düşürür.

Hemen hemen bütün oyunlarında gaye yalnız güldürmek değil, aynı zamanda cemiyet problemleri üzerinde düşündürmek ve kuralların yersizliğini belirtmektedir.

Oyunlarında cemiyeti inceden inceye alaya alır, yerer. Yazar, komik unsurları yaratırken, kişilerin konuşmalarına, hareket ve münasebetlerine çok dikkat eder. Konuşmalar devam ederken ortaya bahis konusu olan fikrin tam tersi bir fikir atar. Çatışma böyle başlar. Eserin başında kötü diyebileceğimiz insan yeni fikrin anlamında yavaş yavaş iyileşir. Böylece hiçbir insan tam kötü veya tam iyi olmaz onun eserinde. Cemiyetin şartlarına göre iyilik kötülük düalizmi şekil değiştirir. Bunu yaparken, zaman zaman kişinin iyi yönüne hitap eder. Zaman zaman da kötü yönüne. Bu iki anlayış komik ögenin meydana çıkmasını sağlar. Böylece hem düşündürücü, hem de güldürücü unsur meydana gelir.

 Shaw kimi oyunlarına acılıkla karışık burukluğu katar. O zaman oyun kişilerine hem acır, hem de güleriz. Aynı zamanda bu iki duygunun çevresinde bulunduğumuzu bilmenin tedirginliğini de duyarız. Çünkü, kişi doğru sandığı ve bağlandığı birçok fikirlerin esasında ne kadar saçma olduğunu kavrar. Böylece değer anlayışının saçmalığı karşısında irkilir. Böylece toplumu yeren, bağlandığımız kimi değerlerin yersizliklerini kavramamız, arınmamızı ve yeni değerlere doğru yönelme şuurumuzu hazırlar.

Shaw, kimi oyunlarında dini ele almış, onu hırpalamış, dindarlarla alay etmiştir. Fakat bu yermeyi, dindarı isyan ettirmeden yapmasını da bilmiştir. Şöyle ki; dindar bir adam inançları yüzünden müşkül durumlara düşer. Bu arada dini eni konu hırpalar. İnsan tam isyan edeceği, “bu kadarı çok” diyeceği zaman, dindarın karşısına başka bir fikirle hayat alanına atılmış bir kişi çıkarır. Dindarın anlayışının tam tersi olan fikri savunmanın, dindardan daha gülünç ve müşkül durumlara düştüğünü görürüz. Shaw bunu, “yazarın, cemiyetin en önemli kuvvetlerinden biri olan dine verdiği bir taviz’’ olarak kabul eder.

Bütün tiyatro yazarlarında genel olarak sergileme, düğüm ve çözüm diye adlandırılan ve birbirini izleyen üç bölüm vardır. Shaw bunu uygulamaz. Konusuna tartışma ile başlar. Arkasından düğüm gelir. Son bölüm çözümdür. Kimi eserlerinde ise, son bölüm tartışmadır. Dikkat edilirse, onun oyunlarında düğüm ve çözüm bölümlerinin bile, kurnazca yönetilmiş birer tartışmadan ibaret olduğu görülür.

Şimdi esprilerinden söz edelim. Fransız romancı ve eleştirmeni ANDRE MAUROİ’ya bir gün sormuşlar:

Bernard Shaw’u beğenir misiniz?

Yazarın yanıtı şu oluyor:

Shaw’ın nesini soruyorsunuz? Romanlarından mı söz etmemi istiyorsunuz, şimdiden pek okuyamadığımı söyleyebilirim. Piyeslerini soruyorsanız bugün için değerlerinden kuşkulanmaya hakkımız yok. Toplum sorunlarını, aksayan yönlerini böylesine esprili bir hava ile veren, yerden yere çalan bir yazar henüz yetişmiş değil. Ancak bu oyunların, söz konusu ettiği toplum sorunlarının, toplumda yaşadıkları sürece okunacağına, oynanacağına inanıyorum. Toplum sorunları ortadan kalkınca piyesleri şimdiki kadar sevilmeyecek, hatta unutulmaya yüz tutacaktır. Ama esprileri eskimeyecek, gücünden hiçbir şey yitirmeden yaşayacaktır.

Evet, bu saptama bir gerçeğin belirtisidir. Bir eser yorumlanabildiği ve birtakım sorunlara yanıt verdiği, onları eleştirdiği sürece yaşar.

Espri ise zekanın parıldaması, bir ışık gibi çakmasıdır bir bakıma. Işık kişiye bir şeyler katan bir güçtür. O yüzdendir ki espri eskimeden sürüp gider. Biz bu yazımızda yazarın esprilerinden birkaç örnek vererek konumuzu değerlendirmeye çalışacağız.

Shaw çirkin bir adamdır. Çok zeki bir kişidir. Henüz kırk yaşlarındadır. Amerika’da da güzellik yarışmasında birincilik kazanan bir kız şöyle bir mektup yazıyor.

Sayın Üstad,

Sizin dünyanın en zeki insanı olduğunuzu söylüyorlar. Eserleriniz bunu göstermeye yeter artar bile. Bana gelince, dünya güzellik yarışmasında birincilik kazandığıma göre, güzel bir kızım. İkimiz birleşirsek, bizden olacak çocuk ne harikulade olur, diye düşündüm. Ne dersiniz?

Shaw şu yanıtı veriyor:

Teveccühlerinize teşekkür ederim. Ancak sayın bayan, bizden olacak çocuk, akılca size, güzelliklece de bana benzerse o zaman ne yaparız?

Bir başka espri:

Shaw, yardımseverler balosundadır. Bir kadınla dans ediyor. \(adın her bakımdan çirkindir. Kamburdur da... Yazar dans ederken konuşmaya başlıyor.

Hanımefendi diyor, ne kadar cazibelisiniz. Çok da güzelsiniz. Burnunuz da ne kadar düzgün (Oysaki kadının burnu çok çirkindir.) Sırtınız ne kadar düz. Yüzünüz ne kadar pürüzsüz... (Oysaki kadının sırtı kamburdur. Yüzü buruşukluklar içindedir.) Kadın irkiliyor.

- Rica ederim ekselans, aynayla aram fena değil. Yüzümün halini, sırtımın durumunu biliyorum, diye çıkışacak oluyor. Shaw gülümsüyor.

- Hanımefendi diyor. Yardımseverler balosunda olduğumuzu unutmayınız.

Bir başka fıkrası daha       

Shaw çok güzel kadına iltifatlar yağdırıyor. Hanımefendi diyor, sizinle bir arada bulunmak bile en büyük hazdır. Endamınız, boyunuz, gözlerinizin güzelliği, konuşmanız, haliniz ve her şeyinizle bir şiir, şairin ta kendisisiniz. Bu kadar güzel olabilmek insanlar için ulaşılabilmesi en güç olan şeylerden biridir. Sizi bütün varlığımla kutlarım, diyor.

Biraz şımarık, biraz da iltifattan yan sarhoş olmuş olan kadın:

Ekselans, ben size aynı şeyleri maalesef söyleyemeyeceğim, diyor.

Bemard Shaw hiç istifini bozmuyor. Gayet soğukkanlı:

Siz de benim gibi yalan söyleyin hanfendi, diyor...

Shaw’ın bu konudaki fırkalarının sayısını çoğaltmak mümkün, ancak ereğimiz fırkalarını birer birer saymak değil, espirinin ne olduğunu ve neden yaşayacağı üzerinde durmaktır.

Espri en basit tarifi ile bir anlayış karşısında zekanın takındığı özel tavırdır. Bu tavır her millete göre, her anlayışa göre değişir. Ama onun değişmeyen bir yönü vardır. O da insan durdukça sürüp gidecek ve şekillenecek olan zekanın özel bir şekilde meydana çıkışıdır. Shaw’ın esprilerinde İrlandalılık ile karışmış İngiliz esprisinin özelliklerini bulmak mümkündür.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült